Bugün yeni eve taşındık, eski evdeen eksileri olsa da artıları fazla.
Kolileri açtım ama yapacak çok iş var, yne de eve bakıp bakıp seviniyorum, şurada da ne keyifle kahve içilir diye.
Toparlanayım bir anlatırım detayları...
Ocak 24, 2009
Ocak 21, 2009
Yemekteyiz !!!
Son günlerde en gıcık olduğum, en çok güldüğüm, en çok sinirlendiğim ama en çok izlediğim program bu.
Özellikle izliyorum.
İnsanların cahil cesaretine şaşkınlık ve biraz da hayranlıkla bakmak için.
Aman Allahım ! Herkes nasıl da Gurmeymiş öyle? Herkes nasıl da bilirmiş sofra kurmayı. Nasıl da bilirmiş yemek yapmayı? Herkes birbirinden iyi pişirdiğini iddia ediyor. Herkes kendisinin doğrusunu bildiğini.
Meğer her yemekten saç çıkarmış. Meğer herkes bir iç mimar zevkine, bir Oktay Usta becerisine, adeta 50 yıllık deneyime sahipmiş.
Bir ukalalık, bir burun kıvırma, hatta kimi kendini bilmezlerde eleştiri adı altında inceden hakarete varan sözler.
Ağzım açık izliyorum.
Çerkez tavuğunu tavuklu olduğu için eleştirenlere şaşkınlığımı, aynı yemeğe birinin tuzlu, birinin tuzsuz demesi gölgeliyor. Biri onu biri bunu sevmiyor. Daha fenası herkes herşeye burun kıvırıyor. Eleştiriye açık değil diye eleştirenler, en ufak bir eleştiride fenalık geçiriyor.
Hiç bir şey bulamasalar, ev sahibinin saçı sakalı eleştiriliyor.
İnsanların hırsları için nasıl da çirkinleşebildiklerini görme açısından şiddetle tavsiye ederim. İzleyin, sofranıza oturduğunuzda şükredin.
Dip sos:İzleyenler bilir, her bölümde tiplemelerin benzerliği size de ilginç gelmedi mi? Bir K, Bir İ, Bir E, İki de boyalı saçlı hafif yaşı geçmiş teyze...
Özellikle izliyorum.
İnsanların cahil cesaretine şaşkınlık ve biraz da hayranlıkla bakmak için.
Aman Allahım ! Herkes nasıl da Gurmeymiş öyle? Herkes nasıl da bilirmiş sofra kurmayı. Nasıl da bilirmiş yemek yapmayı? Herkes birbirinden iyi pişirdiğini iddia ediyor. Herkes kendisinin doğrusunu bildiğini.
Meğer her yemekten saç çıkarmış. Meğer herkes bir iç mimar zevkine, bir Oktay Usta becerisine, adeta 50 yıllık deneyime sahipmiş.
Bir ukalalık, bir burun kıvırma, hatta kimi kendini bilmezlerde eleştiri adı altında inceden hakarete varan sözler.
Ağzım açık izliyorum.
Çerkez tavuğunu tavuklu olduğu için eleştirenlere şaşkınlığımı, aynı yemeğe birinin tuzlu, birinin tuzsuz demesi gölgeliyor. Biri onu biri bunu sevmiyor. Daha fenası herkes herşeye burun kıvırıyor. Eleştiriye açık değil diye eleştirenler, en ufak bir eleştiride fenalık geçiriyor.
Hiç bir şey bulamasalar, ev sahibinin saçı sakalı eleştiriliyor.
İnsanların hırsları için nasıl da çirkinleşebildiklerini görme açısından şiddetle tavsiye ederim. İzleyin, sofranıza oturduğunuzda şükredin.
Dip sos:İzleyenler bilir, her bölümde tiplemelerin benzerliği size de ilginç gelmedi mi? Bir K, Bir İ, Bir E, İki de boyalı saçlı hafif yaşı geçmiş teyze...
Ocak 20, 2009
Korkacak bir şey yok !
Garip. İnsanın gözünde büyüttüğü şeyler aslında büyütülecek gibi değilmiş. Misal mutfakta bana korkunç gelen şeyleri kolaylıkla yapabiliyorum artık.
Hep hayal ettiğim, gözümde büyüttüğüm oralara geri dönünce yapmayı planladığım bir iş var. Şimdi bir arkadaşla burada o işe mi başlasak diye düşünüyoruz.
Gün gelirde niçin daha önce yapmamışım, o kadar da büyütülecek bir şey değilmiş dersem çok hayıflanırım.
Not: Mutfakta gözümde büyüttüğüm şey Aşureydi. Başardım. Ama burada dağıttığım insanların bir tatlı içerisinde nohut ve fasulyeden hoşlanmadıklarına eminim, yine de kibarlar, çok memnun oldular.
Dip not: Diğer gözümde büyüttüğüm şey, Kız çocuklarına özel bir butik. Kendi tasarımlarımızın satılacağı bir yer. Şimdilik bizim oradan başka bir konuda bir marka ile yazışıyorum. O olmazsa iş başa, belki de hayaller gerçeğe dönüşecek...
Hep hayal ettiğim, gözümde büyüttüğüm oralara geri dönünce yapmayı planladığım bir iş var. Şimdi bir arkadaşla burada o işe mi başlasak diye düşünüyoruz.
Gün gelirde niçin daha önce yapmamışım, o kadar da büyütülecek bir şey değilmiş dersem çok hayıflanırım.
Not: Mutfakta gözümde büyüttüğüm şey Aşureydi. Başardım. Ama burada dağıttığım insanların bir tatlı içerisinde nohut ve fasulyeden hoşlanmadıklarına eminim, yine de kibarlar, çok memnun oldular.
Dip not: Diğer gözümde büyüttüğüm şey, Kız çocuklarına özel bir butik. Kendi tasarımlarımızın satılacağı bir yer. Şimdilik bizim oradan başka bir konuda bir marka ile yazışıyorum. O olmazsa iş başa, belki de hayaller gerçeğe dönüşecek...
Etiketler:
Gunlerin getirdigi,
Moda Alisveris Is guc
Ocak 19, 2009
When I fall in love...
İyi haber Natalie Cole İstanbul'da olacakmış. Kötü haber bir davet için geldiğinden davetli olmayan gidemiyormuş. Zaten gidebilse de ben buradan nasıl gelebileceğim ki?
Buradan dinleyebilir sadece...
Ocak 17, 2009
Yeni bir ev, yeni bir...
Yeni evin kira sözleşmesini yaptık.
Bir aile apartmanı. Ev sahibi de kızları da kuzenleri de aynı apartmanda. Üst katımızda çok şirin bir köpek var, umarım geceyarıları havlama huyu yoktur. Karşı dairemizde bir İngilizce öğretmeni yaşıyormuş. Sadece biz iki daire yabancıyız.
Ev şirin, çok küçük değil ama en azından şimdikinden küçük dolayısıyla toparlaması daha kolay olacaktır.Zaten çoğunlukla kendi eşyalarımızı getiriyoruz. İyi tarafı mikrodalgadan kurutma makinasına kadar işime yarayacak şeylerin olması. Bir de çiçekli küçük ve sevimli bir balkonu var, karşısında da eski bahçeli evler. Orada oturması zevkli olacaktır.
Ve en hoşuma giden şey her odada kocaman pencere olup, pencerelerin mutlaka yeşilliğe bakması. Aslında en iyi manzara oğluşun odasında. Yandaki villanın bahçesine bakıyor. Kerem oraya gidip top oynamak istiyormuş !
Şimdi toparlanmam lazım ama o kadar sevimsiz bir iş ki, yapmamak için kendime işler ediniyorum. Misal hayatımda ilk kez kereme bir şey örüyorum, bu tatil günümü aşure yapmaya ayırdım ki bu da ilk olacak, işim biterse sarma da yaparım ilk kez. Yeter ki toplanma işinden yırtayım...
Durum budur, yazacak şey çok, ama vakit yok, acele aşure yapmam lazım...
Bir aile apartmanı. Ev sahibi de kızları da kuzenleri de aynı apartmanda. Üst katımızda çok şirin bir köpek var, umarım geceyarıları havlama huyu yoktur. Karşı dairemizde bir İngilizce öğretmeni yaşıyormuş. Sadece biz iki daire yabancıyız.
Ev şirin, çok küçük değil ama en azından şimdikinden küçük dolayısıyla toparlaması daha kolay olacaktır.Zaten çoğunlukla kendi eşyalarımızı getiriyoruz. İyi tarafı mikrodalgadan kurutma makinasına kadar işime yarayacak şeylerin olması. Bir de çiçekli küçük ve sevimli bir balkonu var, karşısında da eski bahçeli evler. Orada oturması zevkli olacaktır.
Ve en hoşuma giden şey her odada kocaman pencere olup, pencerelerin mutlaka yeşilliğe bakması. Aslında en iyi manzara oğluşun odasında. Yandaki villanın bahçesine bakıyor. Kerem oraya gidip top oynamak istiyormuş !
Şimdi toparlanmam lazım ama o kadar sevimsiz bir iş ki, yapmamak için kendime işler ediniyorum. Misal hayatımda ilk kez kereme bir şey örüyorum, bu tatil günümü aşure yapmaya ayırdım ki bu da ilk olacak, işim biterse sarma da yaparım ilk kez. Yeter ki toplanma işinden yırtayım...
Durum budur, yazacak şey çok, ama vakit yok, acele aşure yapmam lazım...
Ocak 16, 2009
Haftasonu şarkısı
Amy'den sonra yeni yaramaz kızımız Katy. Beyonce'u kaşar pozisyonuna iten Rihanna ile bu aralar favorim. Çakma Madonna Britney'de kim?
Ocak 15, 2009
Hayır olsun yarabbim !!!
Aşağıdaki yazıdaki orumlara teker teker cevap vereceğim ama eklemeden edemedim.
Dün gece kabus gecelerim dörtlendi.
Emrah konserine gidip çığlık çığlığa şarkı söylüyordum !!!
Dün gece kabus gecelerim dörtlendi.
Emrah konserine gidip çığlık çığlığa şarkı söylüyordum !!!
Ocak 14, 2009
Sorular, sorular, sorular...
Kulağıma harika ezgiler geliyor, hmmm paylaşayım şunu diyorum sonra bul bulabilirsen. Hafızamı güçlendirmek için ne almalıydım?
3 gündür garip rüyalar görüyorum. Hayır detaylı anlatmayacağım burada, ama beni en çok etkileyen ardımızdan gelen dev toz bulutundan kaçışımız, başka bir gece karanlık pis sokaklarda koştururken söz verdiğim yere yetişememem, bi diğerinde de evlerden evlere taşınırken eşimin beni terketmesi mi, aldatması mı ne vardı. Uyandığımda neyse ki kalkmıştı, yoksa uyku sersemi görürdü gününü. Ne anlamlara geldiğini bilen var mı?
Kısıyorum kısıyorum da kendimi tutabilmek ve durmadan buzdolabını açıp kapatmamı engellemek için yapabileceğim bir şey var mı?
Desperate hanımların 5. sezonunun 9. bölümüne kadar geldim, dudaklarımı kemirip duruyorum, sonrasında neler olacağını bilen var mı?
Bu aralar mutfağa dadandım, hayatımda yapmadığım şeyler yapıyorum, yakında yufka açma, yaprak sarma, turşu kurma faliyetlerine girmeyi düşünüyorum ki beni tanıyanlar bilir bunları yapabilme ihtimalim , Chp ye yeni bir başkan gelme ihtimalinden bile düşüktür. Yani muhalefetten ümit kesmeyin, hayatta her şey olabilir. miş...
Her neyse demem o ki bana bu konularda püf nokta verebilecek biri var mı?
3 gündür garip rüyalar görüyorum. Hayır detaylı anlatmayacağım burada, ama beni en çok etkileyen ardımızdan gelen dev toz bulutundan kaçışımız, başka bir gece karanlık pis sokaklarda koştururken söz verdiğim yere yetişememem, bi diğerinde de evlerden evlere taşınırken eşimin beni terketmesi mi, aldatması mı ne vardı. Uyandığımda neyse ki kalkmıştı, yoksa uyku sersemi görürdü gününü. Ne anlamlara geldiğini bilen var mı?
Kısıyorum kısıyorum da kendimi tutabilmek ve durmadan buzdolabını açıp kapatmamı engellemek için yapabileceğim bir şey var mı?
Desperate hanımların 5. sezonunun 9. bölümüne kadar geldim, dudaklarımı kemirip duruyorum, sonrasında neler olacağını bilen var mı?
Bu aralar mutfağa dadandım, hayatımda yapmadığım şeyler yapıyorum, yakında yufka açma, yaprak sarma, turşu kurma faliyetlerine girmeyi düşünüyorum ki beni tanıyanlar bilir bunları yapabilme ihtimalim , Chp ye yeni bir başkan gelme ihtimalinden bile düşüktür. Yani muhalefetten ümit kesmeyin, hayatta her şey olabilir. miş...
Her neyse demem o ki bana bu konularda püf nokta verebilecek biri var mı?
Ocak 13, 2009
Günlerin getirdiği...
Kararlıyım.
57 den 52 ye ineceğim.
Yaşıma ve boyuma göre hesaplarsak 1 kilo almam lazımmış, yok daha neler? Bu hesaplamalar neye göre yapılıyor bilmiyorum.
Bugüne kadar ne zaman biraz kilo alsam hemen kendimi kısmaya başlarım, kolayca da kilo veririm hareketli olduğum için.
Ancak anneler her zaman haklı oluyor ki, dediği oldu.
Yıllar geçtikçe daha zor kalori yakmaya başlamışım.
Şimdi Nutella'yı kesince hemen kilo verilmiyor işte.
Onu kes, bunu kes, ipin ucunu bırakıp biraz daha kilo alsam kesmekle falan da olmayacak bu iş.
Kahretsin, iştahlıyım da !
Tatlısız gün geçiremiyorum, her gün koca bardak sütü içmesem olmuyor, balık yedin mi yanına rakı şart, akşamüzeri çayına ille de bir şeyler lazım. Falan filan.
3 gündür kısıyorum. Ama gece yatmadan önce o kendime ayırdığım zaman yok mu ille de bir kaçamak yapıyorum.
Bakalım 1 ayda ne olacak?
---------------------------------------------------
Bu arada taşınma telaşına dil kursu ve Yoga bir aylığına ertelendi. Evde pilates yapayım dedim, oradaki gibi olmuyor. Paketlenme toparlanma derken koşturuyorum, kendimi de yormak istemiyorum. Bir yandan da hamlaşıyorum. Evet ya hamlaşmışım daha bir ayda. Anlayacağınız bugün acıların çocuğuyum.
---------------------------------
Burada bizim Türk pazarlarına benzeyen bir yer keşfetmiş arkadaşlar.
Geldiğimden beri her hafta oraya gidip alışveriş ediyoruz. Hmmmm. Harika. Her şey taze, çeşit bol, kendimizi kaybediyoruz.
Taze pazardan alınanlarla, kendini kısmaya çalıştığı için iştahı daha da açılan Aslı bir araya gelirse ne olur? Cevabı ben de yeni öğrendim. Mutfakta kamp kurulurmuş. Hayatımda yapmadığım şeyleri deniyorum. Yakında turşu kurarken, bir de reçel yapan, arkasından yaprak sarıp kendi yufkasını açan, bir de üzerine yoğurt ve peynir yapan biri olabilirim her an. Şevke getiren arkadaşlar da varken burada.
Demek insan iş başa düşünce, istediğini bulamayınca her şeyi yapabiliyormuş. Tecrübeyle sabittir...
57 den 52 ye ineceğim.
Yaşıma ve boyuma göre hesaplarsak 1 kilo almam lazımmış, yok daha neler? Bu hesaplamalar neye göre yapılıyor bilmiyorum.
Bugüne kadar ne zaman biraz kilo alsam hemen kendimi kısmaya başlarım, kolayca da kilo veririm hareketli olduğum için.
Ancak anneler her zaman haklı oluyor ki, dediği oldu.
Yıllar geçtikçe daha zor kalori yakmaya başlamışım.
Şimdi Nutella'yı kesince hemen kilo verilmiyor işte.
Onu kes, bunu kes, ipin ucunu bırakıp biraz daha kilo alsam kesmekle falan da olmayacak bu iş.
Kahretsin, iştahlıyım da !
Tatlısız gün geçiremiyorum, her gün koca bardak sütü içmesem olmuyor, balık yedin mi yanına rakı şart, akşamüzeri çayına ille de bir şeyler lazım. Falan filan.
3 gündür kısıyorum. Ama gece yatmadan önce o kendime ayırdığım zaman yok mu ille de bir kaçamak yapıyorum.
Bakalım 1 ayda ne olacak?
---------------------------------------------------
Bu arada taşınma telaşına dil kursu ve Yoga bir aylığına ertelendi. Evde pilates yapayım dedim, oradaki gibi olmuyor. Paketlenme toparlanma derken koşturuyorum, kendimi de yormak istemiyorum. Bir yandan da hamlaşıyorum. Evet ya hamlaşmışım daha bir ayda. Anlayacağınız bugün acıların çocuğuyum.
---------------------------------
Burada bizim Türk pazarlarına benzeyen bir yer keşfetmiş arkadaşlar.
Geldiğimden beri her hafta oraya gidip alışveriş ediyoruz. Hmmmm. Harika. Her şey taze, çeşit bol, kendimizi kaybediyoruz.
Taze pazardan alınanlarla, kendini kısmaya çalıştığı için iştahı daha da açılan Aslı bir araya gelirse ne olur? Cevabı ben de yeni öğrendim. Mutfakta kamp kurulurmuş. Hayatımda yapmadığım şeyleri deniyorum. Yakında turşu kurarken, bir de reçel yapan, arkasından yaprak sarıp kendi yufkasını açan, bir de üzerine yoğurt ve peynir yapan biri olabilirim her an. Şevke getiren arkadaşlar da varken burada.
Demek insan iş başa düşünce, istediğini bulamayınca her şeyi yapabiliyormuş. Tecrübeyle sabittir...
Ocak 12, 2009
Evlerle alakalı bir şeyler...
İstanbul'dayken annemin evine gittiğimiz bir gün bir sürpriz bekliyordu bizi.
Yooo. Annemin değil, hırsızın sürprizi.
Gün içinde beraberce bir yerlere gitmiştik. Akşamüzeri eve döndük. Kapıyı açmaya çalıştı annem. Açılmıyor. Daha doğrusu açılıyor ama arkadan topuz kapanmış. Bir yerler de açıkmış gibi, hava akımı geliyor.
Ah dedi annem, sanırım balkon kapısı açıldı kendi kendine bu topuz kilit de gevşemişti kapanmış olmalı.
Açmaya çalışıyoruz olmuyor.
Görevli yetişti imdadımıza, ne de olsa gevşemiş kırayım dedi, kır dedik.
Girdik, gayet güzel balkon kapısını kapadık.
Ve yatak odasına girdik ki...
Bomba düşmüş gibi.
Eskiden beri beni okuyanlar bilir, bir kaç yıl önce yine başımıza gelmişti bu.
Bu sefer tam da üzerine gelmişiz. Hava kararır kararmaz işe koyulan hırsız gayet rahat tırmanıp girmiş, rahat çalışmak için topuzu kapatmış, yatak odasını dağıtmış, üzerine biz gelince masanın üzerindeki pc yi alıp kaçmış.
Polis geldi ama şikayetçi olsak kaç yazar. Daha önce şikayetçi olduk, günlerce uğraştık, ne çıktı ortaya?
Hiç bir şey...
Zaten onlar da aynı şeyi söylüyor. Kendinizi koruyun önce apartmanca diyorlar. Hangi biri ile başa çıkalım diyorlar. Ancak hükümlü ise hırsız, parmak izinden bulunuyormuş. Bir çok hırsız zaten nezarethaneden hüküm almadan çıktığı için parmak izi de pek sonuç vermiyormuş.
Falan filan.
Üçlemesin diye her nevi önlemi aldık bu sefer. Artık daha fazla ne yapabiliriz bilmiyorum.
Bir diğer ev haberi buradan.
Buradaki evi değiştiriyoruz.
Asansör probleminden sonra 5 kat çıkmanın yanısıra bir de daire iki katlı olunca zaten kaybediyordu, bir de kışın daha karanlık ve soğuk olması bunalttı. Ev çok büyük, istediğim gibi ısınamıyor.
Yeni ev ise daha yeni, daha sıcak ve sevimli. Her odasında kocaman pencereleri var, buradan artı olarak bulaşık, kurutma makinaları ve mikrodalgası var. Burada mobilyalı ev tutmak zorunda olduğumuz için bunlar önemli şeyler.
Tek sorun rahatımıza düşkünlüğümüzden ve bu konuda titiz olduğumdan buraya taşınırken yemek ve oturma takımlarını , mutfak eşyalarını ve elektronik bir çok aleti kendimizin alması, şimdi eşya da taşımamız gerekecek.
Bu ay oldukça yorulacağım ama değecek sanırım.
Toplanmaya nereden başlasam???
Yooo. Annemin değil, hırsızın sürprizi.
Gün içinde beraberce bir yerlere gitmiştik. Akşamüzeri eve döndük. Kapıyı açmaya çalıştı annem. Açılmıyor. Daha doğrusu açılıyor ama arkadan topuz kapanmış. Bir yerler de açıkmış gibi, hava akımı geliyor.
Ah dedi annem, sanırım balkon kapısı açıldı kendi kendine bu topuz kilit de gevşemişti kapanmış olmalı.
Açmaya çalışıyoruz olmuyor.
Görevli yetişti imdadımıza, ne de olsa gevşemiş kırayım dedi, kır dedik.
Girdik, gayet güzel balkon kapısını kapadık.
Ve yatak odasına girdik ki...
Bomba düşmüş gibi.
Eskiden beri beni okuyanlar bilir, bir kaç yıl önce yine başımıza gelmişti bu.
Bu sefer tam da üzerine gelmişiz. Hava kararır kararmaz işe koyulan hırsız gayet rahat tırmanıp girmiş, rahat çalışmak için topuzu kapatmış, yatak odasını dağıtmış, üzerine biz gelince masanın üzerindeki pc yi alıp kaçmış.
Polis geldi ama şikayetçi olsak kaç yazar. Daha önce şikayetçi olduk, günlerce uğraştık, ne çıktı ortaya?
Hiç bir şey...
Zaten onlar da aynı şeyi söylüyor. Kendinizi koruyun önce apartmanca diyorlar. Hangi biri ile başa çıkalım diyorlar. Ancak hükümlü ise hırsız, parmak izinden bulunuyormuş. Bir çok hırsız zaten nezarethaneden hüküm almadan çıktığı için parmak izi de pek sonuç vermiyormuş.
Falan filan.
Üçlemesin diye her nevi önlemi aldık bu sefer. Artık daha fazla ne yapabiliriz bilmiyorum.
Bir diğer ev haberi buradan.
Buradaki evi değiştiriyoruz.
Asansör probleminden sonra 5 kat çıkmanın yanısıra bir de daire iki katlı olunca zaten kaybediyordu, bir de kışın daha karanlık ve soğuk olması bunalttı. Ev çok büyük, istediğim gibi ısınamıyor.
Yeni ev ise daha yeni, daha sıcak ve sevimli. Her odasında kocaman pencereleri var, buradan artı olarak bulaşık, kurutma makinaları ve mikrodalgası var. Burada mobilyalı ev tutmak zorunda olduğumuz için bunlar önemli şeyler.
Tek sorun rahatımıza düşkünlüğümüzden ve bu konuda titiz olduğumdan buraya taşınırken yemek ve oturma takımlarını , mutfak eşyalarını ve elektronik bir çok aleti kendimizin alması, şimdi eşya da taşımamız gerekecek.
Bu ay oldukça yorulacağım ama değecek sanırım.
Toplanmaya nereden başlasam???
Ocak 08, 2009
Kızgınım...
Kendime.
Buradaki "Hin asansör" yazımdan sonra asansör korkum kalınca bugün gittiğimiz bir yerde 13. katta benden etkilenen oğluş, son bindiğimde kapıları açarken bir nevi panik atak geçirdiğimi gördükten sonra, asansöre binmeyi reddetti. Babası bunun üzerine çocuğu korkutup duruyorsun senin gibi korkak bir şey oldu bu dedi, ben de kızgınlıkla o zaman gel sen bak dedim. Sonra böyle dediğim için kendime kızdım, daha sonra da çocuğun önünde korkumu belli ettiğim için kendime kızdım. Zaten 1 ay homini gırtlak tumba yatak İstanbul'da yaşadıktan sonra burada kilo verebileceğimi düşündüğüm ve buna rağmen 3 gündür yediklerimi kısma konusunda pek de başarısız olduğum için kendime kızgındım, tam da üzerine tuz biber oldu. Burada bahsetmedim henüz ama buradaki evimizi değiştirmek isterken, halihazırda bulunduğumuz evin sözleşmesinde bir sene daha oturmamız gerektiğine dair bir ibare olduğunu da duyunca , heveslendiğim ve yeni eve dair hayaller kurduğum için de kendime kızdım.
Hayır hiç pozitif değilim ve şu an canım kimseyle tek kelime konuşmak istemiyor.
Sanırım gidip yatsam iyi olacak...
Buradaki "Hin asansör" yazımdan sonra asansör korkum kalınca bugün gittiğimiz bir yerde 13. katta benden etkilenen oğluş, son bindiğimde kapıları açarken bir nevi panik atak geçirdiğimi gördükten sonra, asansöre binmeyi reddetti. Babası bunun üzerine çocuğu korkutup duruyorsun senin gibi korkak bir şey oldu bu dedi, ben de kızgınlıkla o zaman gel sen bak dedim. Sonra böyle dediğim için kendime kızdım, daha sonra da çocuğun önünde korkumu belli ettiğim için kendime kızdım. Zaten 1 ay homini gırtlak tumba yatak İstanbul'da yaşadıktan sonra burada kilo verebileceğimi düşündüğüm ve buna rağmen 3 gündür yediklerimi kısma konusunda pek de başarısız olduğum için kendime kızgındım, tam da üzerine tuz biber oldu. Burada bahsetmedim henüz ama buradaki evimizi değiştirmek isterken, halihazırda bulunduğumuz evin sözleşmesinde bir sene daha oturmamız gerektiğine dair bir ibare olduğunu da duyunca , heveslendiğim ve yeni eve dair hayaller kurduğum için de kendime kızdım.
Hayır hiç pozitif değilim ve şu an canım kimseyle tek kelime konuşmak istemiyor.
Sanırım gidip yatsam iyi olacak...
Ocak 06, 2009
İnsanoğlunun yapacakları, hayal ettikleri ile sınırlıdır...
Yeni yıla dair dileklerimi sıralamak, yapmak istediklerimi yazmak, hayaller kurmak, yılın daha ilk günlerinde acılar yaşayan dünyada, bir nevi şımarıklıkmış gibi. Fırsattan istifade yeni yıl eğlencesini iptal edenler gibi ben de yeni yıla dair yeni fikirlerimi bir kenara atayım diyorum ama olmuyor işte. Bir umuttur insanı yaşatan dememişler mi? Hayallerimiz yada geleceğe dair inandığımız, istediğimiz şeyler de olmasa ne yaparız biz?Yeni yıla girmeden yeni yıla dair dileklerimi şurada yazmıştım ama anlaşılan o ki daha ilk günden tutmadılar.
Buraya öncelikle kendi adıma not düşmek isterim planladıklarımı...
İlk altı ay içinde bu dil iyice öğrenilecek.
Oğluşun da İngilizceyi öğrenmesi için elden gelen yapılacak.
İstanbul'a gittiğim ilk hafta bu güzel şehir bir turist gibi gezilecek.
Bu yaz tatilinde zaman bulup da gidemediğim her şehir, ve belki Kanada gezisi de yapılacak.
Nihayet karar verdiğim dövme fikri en geç haziran sonu hayata geçirilecek.
Hayal ettiklerim...
Bu ay buradaki ev değişse, yaz aylarında da İzmir'de istediğim gibi bir ev bulabilsem.
Kendime istediğim gibi ev ofis yürütecek bir işe girsem yada kursam.
Sonbaharda yen bir dil öğrenmeye başlasam.
Artık ne yapacağıma karar verip o spora daha fazla eğilebilsem.
Küçük hayallerimin küçük sürprizlerle gerçekleştiğini görsem.
Asla asla asla dediklerim (en azından demeye çalıştıklarım )...
Aburcubur yeme.
Hareketsiz kalma.
Negatif olma.
Hayal kurmayı bırakma.
Büyük konuşma...
Etiketler:
Hissiyat boyle,
Ozel gunler
Ocak 03, 2009
Teşekkür
Gittim, gördüm, yedim,içtim, güldüm, eğlendim, geldim.Şimdi teşekkür etme zamanı.
Öncelikle anneme teşekkkür etmeliyim, ben gezmek istediğimde Kerem'le ilgilendiği, sevdiğim şeyleri pişirip, elimi bir işe sürdürmeden bolca dinlendirdiği için. Sonra beni oradayken sık sık arayan soran arkadaşlarıma teşekkür etmeliyim. Beni yalnız bırakmayanlara. Misafir edenlere.
Her iki Sinem'e, Vij'e, Şehnaz'a, Gülcan'a, Şebnem'e öncelikle. Erken yılbaşı partisinde konukseverlikleri için Ersin hoca ve Tanya'ya, hoş sohbetleri için orada bulunan tanıştığım tüm arkadaşlara. Yılbaşı gecesi partisinde bir arada olduğum herkese. Yeni yıla özel kitabı için Angelmama'ya. Birilerini unuttuysam affola.
Yerleşeyim, yeni yıl dileklerim, planlarım, hayallerim var. Bir de haberlerim. Şimdilik bu kadar...

Öncelikle anneme teşekkkür etmeliyim, ben gezmek istediğimde Kerem'le ilgilendiği, sevdiğim şeyleri pişirip, elimi bir işe sürdürmeden bolca dinlendirdiği için. Sonra beni oradayken sık sık arayan soran arkadaşlarıma teşekkür etmeliyim. Beni yalnız bırakmayanlara. Misafir edenlere.
Her iki Sinem'e, Vij'e, Şehnaz'a, Gülcan'a, Şebnem'e öncelikle. Erken yılbaşı partisinde konukseverlikleri için Ersin hoca ve Tanya'ya, hoş sohbetleri için orada bulunan tanıştığım tüm arkadaşlara. Yılbaşı gecesi partisinde bir arada olduğum herkese. Yeni yıla özel kitabı için Angelmama'ya. Birilerini unuttuysam affola.
Yerleşeyim, yeni yıl dileklerim, planlarım, hayallerim var. Bir de haberlerim. Şimdilik bu kadar...

Etiketler:
Dostlar,
Gunlerin getirdigi,
Ozel gunler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






































