Ağustos 29, 2011

Aslolan aşktır hayatta. gerisi, lâf ü güzaf

dü ibrâhîm âmed be-deyr-i cihân
yekî büt-şiken şud yekî büt-nişân...



Okulda zoraki okuduğum edebiyat şimdi başucumda.


Tarih de sevmediğim derslerden biriydi ama şimdi bir de kitaplığıma bak...



Ağustos 27, 2011

?

Sevgili Güzin abla,

Bir arkadaşım, okuldan oğlumun arkadaşı olan bir çocuğun babası ile aynı yerde çalışıyor olsa, bana o adamın iş yerinde başka kızlarla flört ettiğini söylese, ve ben de çocuğun annesini tanıyor olsam, ama çok da samimi olmasam, arada sırada görüşüyor olsam ne yapmalıydım?

Hani mesela diyorum !?

Ağustos 25, 2011

Şaka...

Dünya borsalarında geçtiğimiz 2 haftada 8 trilyon dolarlık varlık erimesi yaşanmış. 


Somali'de 12 milyon insanın açlığının sona ermesi için gereken meblağ ise 1,3 milyar dolarmış.


Hayat bu işte.


Koca bir şaka !...

Ağustos 17, 2011

Öyle böyle...

Tama , tamam diyorum yazacağım kendime dair bir şeyler, koyacağım bir kaç fotoğraf, ballandıracağım tatilimi. Yok olmuyor. İlle canımı sıkacak bir manşet çıkıyor.

Velhasıl keyfim kaçtı yine.

Eşimin yıllar önce "savaştığı" yerlerde, bugün birileri "savaşamadan" gitti.

Bu ne ilk, ne son olacak. Hatta her geçen gün daha da arttığı gibi, belli ki artacak.

Bir şeyler yapılmazsa...

Bir şeyler...


Ağustos 13, 2011

Socialist Men Under Red Flag


Küçüklüğümün çizgi filmi büyümüş de 3D olmuş.

Geçen haftasonu oğlumla berbaer gidip, çok eğlendiğimiz filme Kerem bugün yaz okulundan arkadaşları ile gitti, yarın da kız arkadaşı ile gidecek. O kadar beğendi anlayacağınız.

Küçükken bizim için eğlenceli sahneleri ile hatırlardık, biraz büyüyünce arkasındaki siyasi hikayeleri dinledik. Şimdi ise onları yeni yüzyılın yumuşamış sosyalistleri olarak görüyoruz.

Şehir efsanesi olarak günümüze kadar gelen bu iddia, aşağıdaki maddelere dikkat edersek kulağa çok da yabancı gelmiyor aslında.

Şirinlerde para olmadan komünal bir yaşam sürülüyor. Şirinler köyünde para kullanılmaz, ama herkes kendine gerekli olan şeyleri bedava edinir.
Tembel Şirin bile hiçbir iş yapmadığı halde bütün şirinlerle aynı standartlarda yaşamaktadır. Bu da tembellik hakkını ifade eder.
Şirinler köyünde bir tek bile ibadethane bulunmaz. Ne kilise, ne cami, ne sinagog, ne de hayali bir tapınak.
Şirin çileği tarlaları sadece bir şirine ait değildir, bütün şirinler bu tarlada hak sahibidir.
Şirinlerin her birinin temsil ettiği çok farklı unsurlar vardır. Örneğin; Şirine feminizmi, Süslü eşcinselliği, Güçlü Şirin maço erkeği temsil eder.

Bu animasyonda özellikle 5-6 şirin üzerine dönse de konu,gelin küçüklüğümüzün Şirinlerini  de hatırlayalım:

Şirin Baba, Şirinlerin lideridir ve kırmızı kıyafetleri ile beyaz sakalı sayesinde diğer şirinlerden kolaylıkla ayırt edilebilir. Kötü bir durum söz konusu olduğunda Şirin Köyü'ndeki herkes Şirin Baba'ya danışır. Şirin Baba, büyü ve iksir yapımında oldukça başarılıdır.

Tabii ki hemcinsim Şirine. Şirin Köyü'ndeki üç kızdan biri ve en eskisidir. Şirine, yüksek topuklu ayakkabılar ile etekli elbise giyer ve saçları sarı, kirpikleri uzundur. Olaylar karşısında diğer Şirinlerden daha hassastır. Pek çok Şirin, Şirine'ye aşık olmuştur. Şirine, aslında Gargamel tarafından Şirinleri yok etmek için yaratılmıştır. Şirin Baba bir büyü yaparak Şirine'nin iyi bir Şirin olmasını sağlar. Büyünün etkisiyle Şirine sarışın olur.

Güçlü Şirin, adından da anlaşılacağı gibi en güçlü şirindir. Kolunda kalp şeklinde bir dövme bulunur. Ağırlık kaldırıp, spor yapan bir şirindir.

Gözlüklü Şirin, genelde yanlış şeyler yapmasına rağmen, kendini Şirin Köyü'nün en zeki Şirini olarak görür. Saçma fikirlerinden dolayı diğer Şirinler tarafından tekmelenerek köyden atıldığı sıklıkla görülür.

Şakacı Şirin, diğer Şirinlerle eğlenmekten zevk alan bir Şirindir. Daima aynı hileyi kullanır: sarı-kırmızı renklerde bir kutuyu kurbanına hediye olarak verir. Kutuyu alan Şirin, onu açtığında kutu siyah dumanlar çıkararak patlar ve Şirinin yüzünün ya da patlamanın şiddetine göre tüm vücudunun kararmasına neden olur.

Somurtkan Şirin, Şirin Köyü'nün asosyal Şirinidir. Genellikle "...dan nefret ediyorum" tarzında cümleler kurar.

Hayalci Şirin daima diğe yerlerde yaşamakla ilgili hayaller kurar.

Sakar Şirin, yaptığı her işi mutlaka sakarlığıyla en az bir kez bozan, dikkatsiz bir Şirindir.

Obur, adı üzerinde, Şirin Köyü'nün en obur şirinidir. Kek, pasta ve diğer Şirin yemeklerini yemekten çok hoşlanır. Şirin Köyü'nün aşçısıdır. Yüzlerce yemek tarifi bilir ve pek çoğunu Şirinler için pişirir. Şirinler vejeteryan olduklarından yemeklerinde asla et kullanmaz, ama yemeklerinde genellikle yumurta vardır. Başında daima bir aşçı sapkası bulunur.

Süslü, dış görünüşe çok önem veren, şapkasında pembe bir çiçekle dolaşan bir Şirindir. Günümüz terimlerinden metroseksüelliğin bir temsilcisi olarak görülür. Genellike elinde bir ayna vardır ve bu aynada çok beğendiği kendi görüntüsünü sık sık öper.

Korkak Şirin, en ufak bir şeyden bile hemen korkan çekingen bir Şirindir. Bazen küçük bir böcek, bazen de gök gürültüsünün sesi onu korkutmaya yeter. Bu özelliğinden ötürü diğer Şirinler tarafından korkutulmaktan asla kurtulamaz.

Müzisyen Şirin, müzik yeteneği pek elvermese de trompet çalmaktan özellikle hoşlanan, müzikle uğraşan bir Şirindir. Genellikle bir şey çalmaya başladıktan çok kısa bir süre sonra durması istenir.

Ressam Şirin, pek çok görsel sanatta yetenekli, başarılı bir ressamdır. Genellikle kırmızı bir ceket ve siyah bir kravat takarken görülür. Fransız aksanıyla konuşur.

Şair Şirin, Şirin Köyü'nde yaşayan sanatçı ruhlu bir şairdir. Zamanının çoğunu doğada şiirlerine malzeme arayarak geçirir. Bazen dizeler arasında uyak kurmakta zorlanır.

Bebek Şirin, mavi ay gecesinde, Şirin Köyü'ne bir leylek tarafından getirilmiştir. Bebeğin bazı sihirli güçleri vardır ve aynen küçük bir çocuk gibi konuşur.

Uykucu Şirin de gençleşme iksiri içerek Küçük Uykucu Şirin'e dönüşmüştür. Olaylar karşısında pek de hevesli ya da meraklı bir Şirin değildir. Genellikle fazla rahattır ve gözleri de yarı kapalıdır. Kırmızı bir tişört giyip yana kaymış ve sarkmış bir Şirin Şapkası takar.

Aşık Şirin, Şirine köye geldiğinden beri ona aşıktır. Rüyalarında onu görür, ismini ağaçlara kazır ve "seviyor, sevmiyor..." diyerek papatya falları bakar. Şirine ona ters davrandığı zaman bütün gece ağlar.

Meraklı Şirin, daima her şeye burnunu sokar ve her şeyi bilmek ister. Aslında diğer Şirinlerin yaptıkları hakkında daha çok şey öğrenmek için işlerine engel olur ve bazen küçük problemler yaşanmasına sebep olur.

Daha onlarca Şirin vardı. Şimdi düşünüyorum da o zamanlar çizgi filmler bambaşkaydı.

Şu karakterlere baksanıza.

Adeta ruhları var.

Belki oğlumun da, hala benim de bu filmden keyif almamızın sebebi bu...

Ağustos 07, 2011

Marilyn...

Son zamanlarda yazamıyorum ama sebebi var. İş güç, tatil bir tarafa, kendimi seyretmediğim filmlere ve okuyamadığım kitaplara verdim. Fantastik "Game of thrones" un sadece ilk kitabının Türkçe'ye çevrildiğini, ve bir kaç kitap sitesinde bu çevirinin de pek doyurucu olmadığını okuyunca Amazon'dan ilk 3 kitabı aldım. Şimdi ikinci kitaba geçtim. Bu araya da iki biyografi sığdırdım. Biri başlayıpta sonuna kadar geldiğim halde bitiremediğim ve nihayet geçtiğimiz günlerde bitirdiğim Coco Chanel'inki, diğeri de dün başlayıp bu akşam bitirmeyi planladığım Marily'ninki.

Coco'ya daha sonra dönelim, Marily'nin hayatı okumaya değer. Kitap akıcı bir dille yazılmış ve çevrilmiş, hem Hollywood endüstrisine meraklı benim gibiler için bilgi verici, hem de hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığını ortaya koyan bir hayat hikayesi sunması ile ibret verici.

Marilyn'in fotoğraflarına bakınca ne görüyorsunuz bilmiyorum, ama belki de insanların önce gözlerinin içine baktığım için, ben ona bakınca seksapelin ardında hep hüzün gördüm. Bu kitapta da beni haklı çıkaran bir hikaye var.

Onun için bir çok kitap yazılmış. Yalan yanlış, ama her biri bir diğerinden farklı. Şu anda okuduğum kitap her açıdan ele alıyor, ve her iddiayı ortaya koyuyor. Tabii hangisinin doğru olduğunu bilemiyoruz ama sanki bu, onunla biraz daha empati kurmamızı sağlıyor. Öyle ki kitabı okuduktan sonra insan elimde olsa da o zamana, oraya gidebilsem, ve kollarından tutup sarssam, silkelesem, kendine gel desem diyor.

Hayat zor, kimileri için daha da zor.

Belki de bir çoklarının güzel ve şanslı olarak nitelendirdiği bu kadın için çok daha zor olmuş.

Hiç bir şey göründüğü gibi değil.

O şansını kendisi yaratmış aslında. Coco'yu okuduktan sonra asıl şanslının Chanel olduğunu düşündüm.

O da daha sonraki bir yazıda.

Şimdi büyük foto arşivi ve ona çok yakışan bir şarkı eşliğinde Marilyn...