Bir yıl daha biterken…
Zaman, ellerimizin içinden kayıp giden bir avuç ince kum gibi... 2025’in son demlerinde, dışarıda soğuk bir rüzgar, odanın köşesinde tüten bir kahve dumanı eşliğinde geçen bir yıla bakıyorum. Bu yıl, en büyük yarışın aslında kendimle olduğunu, ama bu yarışı koşarak değil, biraz olsun yavaşlayarak bazen de durarak kazanabileceğimi anladım. Hep bir yerlere yetişmeye çalışırken, hayatın sunduğu manzaraları kaçırdığımı fark ettim. Koşmak yerine durup izlemenin ne kadar değerli olduğunu gördüm bu sene. Çünkü bazen insan, durduğu yerde aslında hiç ilerleyemediğini zannederken, ruhu en büyük mesafeleri katediyor. 2025 bana insanların fikirlerinden ziyade, kendi iç sesimin pusulasına güvenmeyi öğretti. Başkalarının ne dediği, o gürültülü kalabalığın ne düşündüğü yavaş yavaş sessize alındı zihnimde. İnsanların değişebileceğini ama aslında kim olduklarını bir köşeye not edip hep hatırlamamız gerektiğini acı tatlı tecrübelerle gördüm. Ve belki de en ö...