Kayıtlar

Dunyadan manzaralar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

What is football ?

.

Miço Aslı

Ben de gemideyim, siz neredeyim zannettiniz ? Ya siz neredesiniz ? Akdeniz'e, Greenpeace'e, geleceğimize destek verin. http://www.bendegemideyim.com/

En son balığı tuttuğunda, en son ağacı kestiğinde, en son zehirli suyu içtiğinde, paranın yenilip içilemeyeceğini anlayacaksın.

Resim
Korkulan oldu. Bir dahaki ay İstanbul’a günde 12 saat su verileceği söyleniyor. Hiçbir zaman bu konuda israf eden biri olmadım ama son zamanlarda azami dikkat ettiğim bu konuda bilince davet edilmek için biraz geç mi kaldık ne? Gerçi okuduğum kadarı ile herkes bu konuya dikkati çekmeye çalışıyor. Tanıdığım pek çok insan bu konuda önlemler alıyor. Duyduğum kadarı ile bazıları komik olmaya bile başlamış abartarak, hijyen falan hak getire ama olsun, kimseyi pislikten hasta etmeyeceklerse kendileri bilirler. Aslında çok da abartmamak lazım. Çok basit değişikliklerle bile çok fazla miktarda sudan tasarruf etmek elimizde. Misal, suyu kullanmadığımız zamanlarda kapalı tutup, her şeyi bulaşık makinesinde yıkayarak makineyi randımanlı kullanabilir, su kullanırken daha bilinçli davranmayı çocuklarımıza da aşılayabiliriz. Artık enerji tasarruflu ürünler var. Sadece suyun kullanımı ile değil, küresel ısınmaya karşı önlemler alarak da uzun vadeli dur diyebiliriz susuzluğa. Gereksiz elektrik harcam...

İnek şenliği başlıyor oy oy oy...

Resim
Efenim, bendeniz bu etkinliği bir gazetede yıllar önce görmüş, niçin ama niçin ülkemizde de tertiplenmiyor diye düşünmüştüm. Nihayet bizim sokaklarımızda da bu inek tuvalleri görebileceğiz, bknz: Şurası da İstanbul adresi . Geçtiğimiz yıl mayıs ayında Paris'e gittiğimizde orada yapılan etkinliğe denk gelmiş, şu yukarıdaki jartiyerli ineği de pek beğenmiştim. Tam köşede Gucci'nin önünde ikamet ediyordu kendileri, tam da yerini bulmuş demiştim. Nitekim, bir kaç ay önce bu etkinliğin ülkemizde de yapılacağından haberdar olmuş ve ben de bir iki tasarımla katılmak istemiştim. Ama burada bahsedemeyeceğim bir takım sebeplerden ötürü ( Patroncuğumu çok seviyorum canım !) katılamamıştım. Etkinlik olsun bitsin, ben de buradan yayınlarım tasarımlarımı artık, zaten başvuru tarihi geçti, bir kaç haberde görmüşsünüzdür, tasarımcılarımız üzerlerinde çalışmaya başladılar bile. . Ben, sen, o, biz, siz, onlar, kimin tasarımı olursa olsun, İstanbul bu yaz ve sonbahar, renklenecek, şenlenecek, bir...

Stockholm sendromu, yada İsveç şurubu...

Resim
Geçtiğimiz hafta Avrupa Yakasında, İzzet’le Makbule arasında geçen diyaloglar çok güldürmüştü beni. Aralarında bir çekim oluşunca, “Yoksa bu Stockholm sendromu mu? diye soran İzzet’e bir süre sonra, “Hayır bana aşkı sen öğrettin, dediğin gibi İsveç şurubu değil bu” diye cevap vermişti. Biraz önce İngiltere Marie Claire’in mayıs sayısında, kaçırılma öykülerini özetleyen bir makale okudum. Türkçe baskısında var mı bilmiyorum ama anlatılanlar çok ilginçti. Bir çok kaçırılma haberinin kahramanlarının açıklamalarına yer verilmiş. Bir çoğu çocuk yaşta kaçırılmış olsa bile hemen hepsi de ellerinde fırsat varken kendilerini kaçıran kişilerden kaçmamışlar. Kendilerini kaçıranlardan her ne kadar korksalar ve nefret etseler de, onlara bir o kadar da bağlılarmış. Tabii kimileri literatüre Stockholm sendromu olarak geçen bu bağlılığı kabul ediyor, kimi kabul etmiyor. Ama uzmanların da birleştiği bir ortak nokta vardı ki, o da, sizi kaçıran kişi veya kişiler size ne kadar acı verirse versin, bir sü...

Yok aslında birbirimizden farkımız...

Resim

Tarih tekerrürden ibaret midir?

Boşuna mı okudum ben o kitapları? Boşu boşuna mı ağladım izlerken trajedi dolu hayatları? Boşuna mı sıkıldım üzüldüm anlatırken duyduklarımı? Anne Frank'ın günlüğünü okurken yada Schindler'in listesini izlerken hissettiklerim boşuna mıydı? Mutlaka boşu boşuna değildi. Bir trajedi yaşandı. Bir çok insan görmedikleri istasyonlardan bilmedikleri yerlere dönmemek üzere giderken, geride bize gözyaşı dolu hikayeler bıraktı. Aynen şimdi olduğu gibi. Bazı acıları yaşamayan bilemez derler. Ya yaşayanlar? Sebepsizce öldürülen insanlarla dolu tarihlerine ağıt yaktıktan sonra yaşadıklarının sebebini anlayamayacak kadar küçük çocuklara aynı acıları yaşatanlar aynı ırk olabilir mi? Yoksa kan kokusu insanın genlerine işleyen korku ve hırs ile açığa çıkan, kör edici bir şey mi? İnsanoğlu gerçekten de bu kadar vahşi mi? BBC nin uluslararası sitesinde yayınladığı vahşet fotoğrafları Türkçe sitesinde yayınladıkları kadar dehşet verici olabilecek mi, yoksa Türkler, Araplar veya Ortadoğulular kan r...

Savaşlar olmasın, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın...

Resim
Yanı başımızda bir savaş yaşanıyor. Bizim jenerasyonun hiç yaşamadığı, ama hayatımız boyunca bir yerlerde var olan, haberlerini takip ettiğimiz bir vahşet. Afganistan, Irak, Filistin. Her daim bir yerler kanıyor, birileri ölüyor, sakatlanıyor, ya bedeni, ya ruhu kapanmayacak yaralar alıyor. Ortadoğu kaynıyor. Müslümanlık veya ırklar üzerine değil yazacaklarım. Çünkü dinlerin, dillerin ve renklerin insanları ayırmaması gerektiğine inanıp, herkesi olduğu gibi kabullenebiliyorum. Haklı veya haksız rollerini de paylaştırmayacağım, elbet benim de bir gözlerim var ortada dönenleri görebileceğim. Ancak savaşın bahanesi yok. Öyle acı, öyle keskin, öylesine telafisi olmayan bir şey ki. Yapılan hiçbir yanlışın dönüşü yok.. Dün akşam televizyonda Lübnan’dan kaçmaya çalışanların haberi vardı. İki aile bir otobüsün yanında son kalan bilet için birbirlerini yumrukluyorlardı. Bir diğer köşede küçük çocuğuna sarılmış, oturduğu kaldırımda, sessizce ağlayıp, etrafa son bir ümitle bakan bir anne vardı. ...