Ekim 10, 2007

Doktor kontrolü bahane, tembelce gezmek şahane !

Oğluşu geçen haftalarda arkadaşlarımca methedilen bir profesore götürüp, biraz bilgi ve kullanılacak ilacın reçetesini alıp kontrol için sözleşmiştik.

Kontrole gittik, 3 dakika sürdü.

Çocuğunuz gayet sağlıklı dedi, oğluş arka fonda harıl harıl öksürürken. Bu öksürük de bol sıvı ve zamanla geçecek diye ekledi.

Artık götürmediğim doktor ve hatta layığıyla da profesör kalmadığı için ben de bu öksürükleri duymamaya çalışıyorum. Sanırım biraz daha devam ederse son çare olarak alerji uzmanına başvuracağım, gerçekten de çocuk doktorumuzun dediği gibi şu fısfısları kullanmalımıyız, gerçeği öğrenmek için.

Oysa herşey gayet basit: Kreşe başlayan hemen hemen bütün çocuklar ilk yıl öksürür.

Ama nedense ben bu çocuklar içine oğlumu sokamıyorum. Devamlı bir bit yeniği arıyorum. Neden öksürüyor diye...

Neyse bu kontrol öncesi, doktora daha yakın oturuyor diye anneme gittik. Hem biraz anneanneyle zaman geçirelim orada, hem de biraz gezelim tozalım alışverişlerimizi yapalım diye.
Malum bayram telaşının yanısıra bir de doğum günü telaşımız var bu aralar.

Başka telaşlarım da var ama şimdi yazamayacağım.

Kontrolden önceki gün fırsat bu fırsat diyerek bir kaç arkadaşımı aradım. Angelmama ile öğle yemeğine mi çıksak, yoksa Şebnem'in kursu başlamadan karşıya mı geçsek? O bu tarafa mı gelse???

Sonuçta benim karşıya geçmeme karar verdik. En iyisi sahilden gideyim dedim, deniz otobüslerine ulaştım, seferin 1 saat sonra olduğunu öğrenince oradaki taksilere geçtim, neyse ki dördüncüyü fazla beklemedik, yola çıktık.

3 kuluvallah bir elham, bol bol hayali freni pompalama, ve gerginlikten oluşan bedava botoksum sonrası bir daha bunlara binmemeye bilmemkaçıncı kez yemin ederk karşı tarafta indim.

İndim ama Şebnem yok ortalarda. Bir aradım ki kendileri hala kuafördeymiş. Şerrimden korkmuş olacak ki hemmen kararlaştırdığımız yerde buluştuk.

Hava harikaydı. Vitrinlere baktık, sohbet ettik, biraz da alışveriş. Gilan'ın vitrinine Garfield gibi yapışasım vardı. Öyle çok bakımlı, hele ki hiç havalı, takıp takıştıran hatun görünümü arz etmesem de, içimde bir yerlerde Marilyn fısıldar: "Diamonds are a girl's best friend" diye.


Bake shop a uğramak istiyordum ama çok uzaklaşmışız oralardan. Kararlaştırdığımız gibi Zeya'ya uğradık bizde. Asansörde kilitli kalma korkusu ile girdiğimiz kahkaha krizi ardından sözleştiğimiz gibi bir mizansen yapamasak da, onu oldukça şaşırttık sanırım.

Kapıyı çaldık, açanlara onu sorduk, yanına gidip oturduk. Bizi tanımıştır diye düşünürken ben, yok anladık ki tanımamış.

İtalya'da moda eğitimi almak istiyoruz dedik. Tabii dedi, neler yaptınız bu konuda burada?

Bloggerlık !

O zaman kocaman açtı gözlerini, bir kahkaha, sarıldık öpüştük.

Şirkettekiler oldukça şaşırmıştır herhalde :)

Sonra Tanya ile buluştuk. Oturduk, kahvelerimizi içtik, çok çok çok sevindim onu da gördüğüme.

Bu arada Amsterdam fikrine ve yakınen gördüğüm harika dövmesine bir de sıcaklığına bayıldım.

Akşam üzeri Salona oturduk, hafif rüzgar çıktığında çoktan Şebnem'le kaynatacağımız son konuların hakkını veriyorduk.

Ne keyifli bir gündü...

Şimdi mi?

İçeride bulaşık ve çamaşır makinalarının sesi, aklımda akıllıbebekte çıkacak yazı, okunacak bir sürü mail, oğluşa hazırlanacak yemeğin telaşı, sırada doğum günü davetiyelerinin gönderilmesi, 3 gün ayrı kaldım ya kendilerinden, canım kankam viledayla randevum ve karnımda da can sıkıcı bir ağrım var.

Gilan mı?

Hıh !...

8 yorum:

Elçince dedi ki...

Benim oğluşta ana sınıfında ve birince sınıfta öksürüğe tutulmuştu ve çok inatçı oluyor ve o her öksürdüğünde ben nefessiz kalıyordum ama sanırım artık bitti gibi senin kininde geçecektir çok hareketli oldukları için oluyor bütün bunlar hala okuldan ter içinde çıkan ender çocuklardan biri de benim oğluş...iyi bayramlar..

zeya dedi ki...

Ayyy bizim asansör çok korkunçtur. Çok haklısınız :):) Ofistekiler blogumu okurlar hep :):) Açık ofis olunca haliyle giz sır kalmıyor. Kocaman bir aileyiz burada :):)
İyi ki geldiniz valla :)
Hiç bir şeye şaşırmasamda beni şaşırttınız bak :):):)
Tanya'nın dövmesini merak ettim ben bir de .
Öpüyorummm

Tanya's dedi ki...

Aslıcım...oğlan iyidir ya..yoktur bişeyi..fanustan cıktı unutma..hahaha..

Bu arada ben de ne cok sevindim geldiniz bide aradınız diye...hadii amsterdama:)) ekiple ama...şebo?

zeya dedi ki...

Aslı ben de Tanya'nın blogunu okumak, dövmesini görmek bir de Amsterdam anılarımı anlatmak istiyorum.Senin aracılığınla Tanya'ya sesleniyorum. Valla okuduklarımı kimseye anlatmam :):)
Eskiden sessiz sedasız okurdum artık okuyamıyorum :(:(

Sebnem'den dedi ki...

ASLI KESİN PLANLARIMIZI UYGULAMAYA AMSTERDAM'A GİDELİM BAK..GÜZEL GÜN GEÇİRDİK GERÇEKTEN ÇOK KEYİF ALDIM BEN.HELE GİLAN!SANA O KOLYE ÇOK YAKIŞACAK..BANADA CEVİZ BÜYÜKLÜĞÜNDE Kİ TEKTAŞ.

ebrucuk dedi ki...

Ooohh iyi yapmışsınız :)) kulaklarım çınladı :))Hepberaber de buluşuruz umarım :))

dilayra dedi ki...

Asli'cim,
gecmisimde 2 yillik bir Gilan tecrubem var benim: Ankara Magazada Musteri Iliskileri Direktoruydum:) Ve o bayila bayila bakilan takilari biz magazada takardik, da hic birini kendime yakistiramaz, bir turlu rahat olamazdim. Alismadik d....e don durmazmis hesabi:)) Bir tek findik kadar buyuk bir tek tasa goz koymustum, vallaha param olsa alirim diyordum kendime..
sevgiler..

Aslı dedi ki...

Elçin sana da iyi bayramlar. Haklısın, ben de buna inanamaya başladım artık :)

Zeya, içim rahatladı bak şimdi. :)

Tanya, Amsterdam süper olur, neden olmasın? Ama planı uygulamalı dikkatlice ve tabii saman altından ;)

Zeya'yı duydun mu Tanyaaa???

Şebooo, yakışır değil mi? Bence de :)))

Ebrucuğum, bir türlü aynı yakaya düşemeyecek miyiz seninle? Dönmedin değil mi İzmir'e???

Dilayra, haha, çok güldürdün beni, evet haklısın, ama ben de öyle Bülent Ersoy'un takacağı peçetelik görünümünde devasallardan beğenmedim zaten, pek kibar küçük bir şeydi :)))