Aralık 18, 2014

Kar yok ama adamı var



Ah evde zaman geçirsem neler neler yapacağım ! 

Ama hasret kaldığım evde zaman bulursam tek yapabildiğim ya orayı burayı toplamak ya da fırsat bulabilirsem bir film açıp dinlenebilmek. Tabii o da arada " anne şu nerede, bu ödevi ne yapalım, anne canım şunu istiyor, kutu oyunu oynayalım mı, bu nasıl oluyor" gibi bilimum isteklerle bölünüyor ama olsun. Hele şu aralar annem geldi değmeyin keyfime, kahvaltım hazır, alışveriş yapan var, akşama ne yedireceğim derdim yok.

E hal böyle olunca arada bir şeylere de zaman bulabiliyorum. Misal dün akşam  instagramda rastladığım şu kapı süslemeyi evdeki malzemelerle iki dakikada yaptık. 

Malum çocuklar büyüdükçe evdeki kırtasiye stoğu da büyüyor. Öyle ki liseden mezun olurken 3 aile toplansak bir kırtasiye açabiliriz muhtemelen. Ne ile yapabiliriz bunu derken bir baktım yapışkanlı eva var, e yapışkanlı folyodan da atkı olur dedim, geriye bir tek iki boy bardak ve kalemle yapacağımız çizim, bir de makas kaldı. Kapının dışarıya bakan yüzüne çelengi çıkarmamak için küçük, iç yüzüne de büyük bir kardan adam yaptık.

Sabah karşı dairedeki ikizlerin "anneeee biz de yapalım " çığlıkları ile evden çıkarken apartmanda bir furya başlatırız belki de dedim. 

Zira şu aralar saçma sapan bile olsa bizi gülümsetecek küçük şeylere çok ihtiyacımız var...

Aralık 17, 2014

Ümitsiz...



Dünyada din adı altında inanılmaz bir vahşet ve cinayet ticareti var, birilerini yok ederken birilerini zevkü sefaya sokan.

Çok uzaklarda değil içimizde bile korkunç bir din yozlaşması var, Allahın adını zikrederek kadını kızı kullanan, cebini dolduran, afiyetle hak yiyen, ondan bundan şehvet duyan, haset, kinci, dedikoducu bir sürü insan diğerlerine ahlak dersi verip islamı öğretmeye çalışarak ahkam kesiyor.

Bir yerlerde yüzün üzerinde çocuk öldü, ve başka bir yerlerde hayat devam ediyor. Malesef bu dünyada bir çocuk için yer yerinden oynarken diğer çocuklar isimsiz kalmaya mahkum oluyor. 

Çünkü dünyanın aslında tek ortak dili para işine yaramayacak herşey için vicdanınıza "sus" emri veriyor... 

Aralık 16, 2014

Mezuniyet

Hangisi doğru ?

Yaş aldıkça ( yaşlandıkça diyemeyenlerin dilinde ) daha mı sabırlı oluyoruz, yoksa tam tersine daha sabırsız ve tahammülsüz bir hale mi geliyoruz ?

Bazen eskisine göre daha sabırlı olduğumu düşünüyorum. Artık daha az fevri davranıyorum, bazen bir şey yapmadan önce biraz olsun düşünüyorum ( ama bazen ) ya da eskiden çok daha büyük tepkiler veriyordum şimdi sinirlensem bile hemen yumuşuyorum. 

Daha anlayışlıyım.

Diyordum...

Ama bir yandan da kimi insanlara tahammülüm kalmadığını hissediyorum. Dahası uğraşmıyorum bile arkamı dönüyorum gidiyorum. Bazı şeyleri can acıtacağını bilsem de söylüyorum. Artık hiç bir şeyi birilerini mutlu edeceğim diye zoraki yapmıyorum, bu konuda da sabır göstermiyorum.

Bazen boşveriyorum, zira laf anlatmaktan da yoruluyorum

Hele ki işyerimde...

İşim mi ? 

Ben bir sirkte çalışıyorum. Tabiri caizse :)

O sebeple her şeye hazırlıklı olmam gerekiyor. Dedikoducu maymunlar, inatçı keçiler, adab bilmeyen büyükbaşlar, sinsi sürüngenler, yan gelip yatmak isteyen pandalar, kurnaz tilkiler, açgözlü kurtlar, yırtıcı kaplanlar, ağıraksak kaplumbağalar, meraklı fareler ve bilimumuyla uğraşmak zorundayım.

Nasıl mı başediyorum ?

Tıkıyorum kulağımı ,kapatıyorum kapımı, kendimi işime veriyorum, bir şey duyarsam hasbelkader gülüp geçiyorum. Arada işime mani olan biri varsa esiyorum  gürlüyorum sonra bir tane daha kahve içiyorum.

Sonra Selülitlerim ve ben mutlu mesut eve dönüyoruz.

Demem o ki yaş aldıkça değişiyoruz hem de çok değişiyoruz. Sadece görüntümüz değil ruhumuz da değişiyor. Belki o tazelik gidiyor ama öyle dersler alıp öyle sınavlardan geçiyoruz ki her yaşın bize verdiği mezuniyet çok daha değerli oluyor.

Mesele mezun olabilmekte.

İşte bugünlerde ben de bunu sorguluyorum...