Kasım 16, 2007

Güzellik çetrefilli bir mevzu...


Güzel sevgilisi ile evlenebilmek uğruna yeni bir mezhep yaratan VIII. Henry gerçekten de bu kadar yakışıklı mıydı?

Hiç zannetmiyorum.

Gerçi bana kalırsa Tudors'da Henry'yi canlandıran ve yukarıda arz-ı endam eyleyen Jonathan Rhys Meyers'da yakışıklı değil ve bu sözü sarfetmemde eşimin blogumu okuyor olmasının da hiç katkısı yok, ne alakası var?

Misal bizim padişahlar da birbirinden çirkinmiş genellikle, ama sıkıyorsa saray ressamı olarak çirkin resmet padişahı. Benzetmesen de olmaz. Hem benzeyecek padişaha, hem de benzemeyecek. Çık işin içinden çıkabilirsen.

Photoshopun gözünü seveyim.

Geçmişteki imparatorların da nispeten daha estetikli resmedildiğini düşünürüm hep.

Boticelli'nin tablolarına bakar, bakar, uzun uzun bakarsınız. Rüya gibi. O insanların hiç biri gerçek olamaz değil mi?

Zaten genellikle kutsal kişileri resmeder, ya da kutsanmışları, yani geçmişte de her zaman güçlü, güzel veya gizemli insanlar resmedilmeye değer bulunmuş.

Biz sıradan insanların vay haline.

Belki de bu yüzden izlemesi keyif veriyor o tabloları. Louvre'da en çok onun tabloları önünde insanlar mıhlanıyor. Kafanı kaldırıp tavana kadar uzanan tablolara bakıyorsun ve boynun ağrımaya başlayana kadar öylece bakakalıyorsun.

Hayranız güzelliklere, kim ne derse desin.

Geçtiğimiz günlerde bir gazetede güzelliğin bir dezavantaj mı yoksa avantaj mı olduğu sorulmuş meşhurlarımıza.

Cevaplar tahmin edeceğiniz gibi. Bir kaç kişi cesurca "Tabii ki avantaj" demiş.

Atalarımız bile güzele bakmak sevaptır demişler.

"İnsan da çirkin şansı olsun" mu?

Boşversene, o güzelliğine güvenemeyenlerin uydurması.

İnsanoğlu hep daha güzelini arıyor. Erkekler daha güzel kadınları, kadınlar daha güzel mücevherleri belki de.

Erkekler modadan anlar mı? Pek azı. Ya da şöyle sorayım, kadının modaya uygun giyinip giyinmediğini umursar mı? Yine cevap aynı. Pek azı.

Peki neden biz her sezon moda olanı giymek için vitrinlere yapışırız?

Güzel olanı alıp giymek için.

O zaman kendimizi güzel hissederiz, kandimize güvenimiz bununla orantılı olarak artar, ve en güzel kadınlar kendine güvenen kadınlardır.

Gerçi şimdi okudum Lost'un esas kızı Evangeline Lilly'de dizideki rol arkadaşı olan nişanlısı tarafından daha güzel bir kadınla aldatılmış. Yani üzülecek bir şey yok arkadaşlar, güzelliğinize güvenseniz de güvenmeseniz de hayatta bazen birer "Looser" olmamızı engelleyemiyor.

Nedir bu daha güzele olan tutkumuz?

Güzellik gelip geçici olabilir, buruşan bir tenin yerini çok güzel bakan gözler alabilir, yada güzel sözler.

Ama ne olursa olsun, güzel olmalı.

Temennilerimiz de öyle değil mi?

"Her şey güzel olacak, inan bana!"

Güzelliklere aşığız belki de. Ben mesela, güzel olan her mobilyanın veya güzel bir elbisenin, ayakkabının, mücevherin benim olmasını isterim. Sonra onca güzel şey arasında kararsız kalır, şaşırırım. Güzel bir arabayı sürmek keyif verir, güzel hazırlanmış bir sofraya oturmak, güzel ve lezzetli bir yemek yemek.

Güzel adamların ve güzel kadınların filmlerine gideriz genellikle, güzel değillerse en azından güzel rol yapıp iyi şarkı söylesinler, değil mi ama?

Tabii güzellik görecelidir de.

Arkadaşımın son trendlere göre gayet güzel döşenmiş, minimal mobilyalarla dolu, iç açıcı evine şirkettekilerle gttiğimizde, içlerinden bir tanesinin evi boş bir mobilyacı dükkanına benzetmesi üzerine yaşadığımız şokun üzerine, bu benzetmeyi yapan kişinin davetine gittiğimizde, adeta bir magazin programının dış sesi "Şok şok şok" diyerek yankılanmıştı beynimizde ve biz bu şokla daha da perçinlemiştik şaşkınlığımızı.

Bir nevi Burhan Altıntop evi diyeyim size ben, anlayın gerisini.

Anlayacağınız güzellik güzel kafamı yoramayacağım kadar çetrefilli bir konu.

Sadece unutmamamız gereken güzel bir söz var.

"Güzelliğine güvenme bir sivilce, zenginliğine güvenme bir kıvılcım yeter"

Günleriniz güzel olsun...

8 yorum:

Nihan dedi ki...

Tudors'ı seyrederken ben de bunu düşünüyorum hep. VIII. Henry'yi oynayan aktör benim de çok tipim değil ama gel gör ki eli yüzü düzgün bir genç ve ben VIII. Henry'nin gerçekte hiç de böyle bir tip olduğunu sanmıyorum. Ama VIII. Henry'yi bir başkası canlandırsaydı, dizi bu kadar seyredilir miydi ondan da emin değilim açıkçası.

fikriminincegülü dedi ki...

Tamam göreceli de, şimdi tutup bir Riçırrrd Giir, bir Kluni'ye tutup çirkin dersek ayıp olur. Henri'yi bilmem de şu aşık olduğu kızın o kadar güzel olduğunu hiç zannetmiyorum. O dönemin kadınlarını düşününce en azından poposunun daha büyük olması gerekmez mi??:))

devin dedi ki...

Temele sormuşlar, "Güzel mi olmak istersin, aptal mı?" diye, "Aptal olmak isterim" demiş, "Neden demişler, "Güzellik geçicidir" demiş :))

Elçince dedi ki...

Bilmiyorum derde okumuştum kadınlar hem cinslerine beğendirmek için kendilerini güzel giyinmek isterlermiş...

www.edasuner.com dedi ki...

Ya pis bişi yazıcam da tiksinme benden okuyanlarda ben aa taş gibi adam yada kız diye bahsedilince direk aklıma wcdeki halleri geliyor insnaların :) ee bu durumda hepimiz eşitiz :) taşız güzeliz demi :)

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

benim de guzellikle ilgili sinir oldugum bir mevzu "bizim millet cirkin insanlarla dolu" komplexidir. Bu zihniyet, soap opera dizilerde yahut amerikan filmlerinde oynayan oyuncularin gercek hayatta da yabanci ulkelerde yasayan insanlarin tiplemesi oldugu saplantisindan ibarettir.
Ben nice insanlar gordum yabanci bir cok ulkede cip cirkin ama piril piril yurekli, tam tersini de gordum her yerde melek yuzlu seytanlari.
Ama tumunu de kendi ilkemde de gordum.
Biraz distan gecip ice ruha uzatsak yurekleri ve oyle algilasak insanlari keske.

Tanya's dedi ki...

Seviyoruz tabi güzellikleri..güzel bir yemek..güzel bir kahve..güzel bir araba..güzel kadın..güzel adam

Ne varki..güzel olsun herşey etrafımızda hehehe

Aslı Cin dedi ki...

Nihan, adam bu rol yakışıyor kim ne derse desin ;)))

Fikriminincegülü, evet aslında gerekirdi :)))

Devin, süper bir fıkra, okuyunca çok güldüm :)))

Elçin, evet biz kadınlar genellikle insanların hakkımızda ne düşündüğü ile çok ilgileniriz, bu da sebeplerden biei tabii :)

Eda, hiç düşünmemiştim bunu, sağol :P

Melek, kesinlikle öyle. İnsanların kimizi öyle güzel bakıp konuşur ki, onun güzelliğinin derecesini sorgulamazsın bir de :)

Tanya, oh, güzel şarap, güzel muhabbet, kim sevmez??? :)