Şubat 15, 2008

Bu şahsıma yazılmış bir muhasebe yazısıdır

Bazen- ki bunu aslında sık yapıyorum- dönüp eski yazılarıma bakıyorum. Ne kadar değiştiğime. Bir insan yedisinde neyse yetmişinde de odur diyorlar ya, külliyen yalan. Her gün yeni bir şey öğreniyor insan. Her gün değişiyor, hiç bir şey aynı kalmıyor işte.

Misal,

Ne çok şeyi yapabileceğimi düşünürmüşüm, ne kadar maymun iştahlı olduğuma bakmadan. Dönüp bakıyorum ki, kenara atılmış bir sürü şey var yırtık sökük. Yarım kalmış. Tozlanmış.

Ne kadar çok zamanımı burada harcarmışım, hiç kimsenin yazdıklarını kaçırmamaya çalışır, daha çok yazar, yorumlar, okurmuşum. İnkar edemem, çok şey öğrenmişim buralardan hayata dair. Ama benim bir çoğunu okuyamadığım bir kaç ayda, ne de kolay yitmişim sayfaların arasında. Yorumlar yitmiş, insanlar gitmiş, fikirler değişmiş.Anlayacağınız yine, her şey değişmiş.

Ne kadar eminmişim kendimden, ben insanları tanırım diyerek. Okuduklarımdan ne çok insanı sevmişim tanımadan ve tartmadan. Oysa zor günlerde belli oluyor insanlar. Hiç yazışmadığım insanlardan dahi ümit verici sözler duyarken, zor zamanlarında onlar için endişelendiğim kimi insanlardan bir kuru geçmiş olsun duyamadığım da oldu. Kırgın değilim aslında, sanırım şaşkınım tam tabiri ile, oysa herkes kendisine yakışan şekilde yaşıyor sonuçta. Tesellim şu ki hayatımda dost bildiğim sayılı insanlardan yana hiç hata yapmamışım, ve iyi ki burada bir çok insanla tanışmışım, dostlarım kadar birbirine değer veren, o zor geçen haftada her şekilde desteğini esirgemeyen, bu da sanırım benim kazancım. Kalpten bir teşekkür benden size, unutulmaz bunlar, yazayım yeri gelmişken.

Ne celallenirmişim öyle ! Elimden bir şey gelebilecekmiş gibi. Bu sakinlik de bir sakil duruyor üzerimde ama şaşırtıcı olan o hallerime şaşırmam zaten.

Ne çok sevmişim yazmayı. Değişmeyen bir tek bu, göze batan şunca şeyin içinde. Emek vermişim buraya, yeni dostlar kazanmışım, aptalca şeylere sinirlenmişim, ne çok şey öğrenmiş, belki de bir şeyler öğretmişim. Çok insana sen de yazmalısın demişim, iyi ki de yazmışlar, kimi yazılarım çok beğenilmiş, ne çok keyiflenmişim. Sayfa tasarlamayı da, daha anlaşılır yazmayı da burada öğrenmişim, bir de isanları daha iyi dinleyip, daha doğru anlamayı. Gazete için röportajı cevaplarken ne heyecanlanmışım. Ne çok not almışım şuraya yazmak için. Şu mimlerde kendimde fark etmediğim ne çok şeyi yazmışım.

Sevinmiş, üzülmüş, öfkelenmiş, gülmüş, şımarmış, keyiflenmiş, sonra pek bir sakinleşmişim.


Şimdi kafamı dağıtıyor okumak. Oradan oraya atlayıp sessizce bir köşeden okuyorum çoktandır ziyaret edemediklerimi. Buraya yazıyorum elimden geldiğince. Bazen tutamıyorum kendimi, bazen tutuklanıyor ellerim, susuyorum.

Günüm oldukça yazarım daha herhalde.
Dostlar baki kalır, gerisi bahane...

Not: Bunca karamsar ruh hali içinde gülmüyor değilim elbet. Misal baş belam beni hala "Salak Aslı" diyerek arıyor google'da. Bu nasıl bir nefrettir hala dinmeyen, nasıl bir tatmin olma şeklidir, nasıl da yazık yahu. Hem gülüyorum hem de üzülüyorum ona, üzülecek başka şeyim yokmuş gibi. Halbuki ben çoktan affettim beni üzenleri, ama insanın kendini affetmesi lazım öncelikle, belli ki...

10 yorum:

zeya dedi ki...

Ayy resmen senin için mesai harcayan biri var ne komik :):)
İnsan tabii ki değişiyor hiç aynı kalmıyor. Bu iyi birşey.
İyi ki blogcu olmuşum dediğim bir çok an oldu birini de siz yaşatmıştınız kırmızı uğurböceği ile :):)
Öpüyorum seni ve biliyorum ki çok yakında harika haberler vereceksin bize :):)

fikriminincegülü dedi ki...

İnsanın kendini affetmesi.. İşte o hepsinden zor.:(

Mücevher Kutusu dedi ki...

Aslıcım, ilk okuduğum bloglardansın. Birgün başından hiç kalkmadan yazılarının çoğunu bitirmiştim. Ben senden çok şey öğrendim. Fırsatı yakalamışken, hepsi için çok teşekkürler.

Aslı Cin dedi ki...

Zeya, aslında uğur böcekli pastalardaydı gözümüz ama Beyoğlundan taşırsak bozabiiriz diye düşündük :)


Fikriminince gülü, evet aslında en zoru odur.

Mücevher kutusu, ben teşekkür ederim arkadaşım, ben de sizden çok şey öğrendim :)

Flame dedi ki...

Aslı,
Günlüğünü yeni keşfettim.
Umarım ailece yaşadığınız sıkıntıları çabucak atlatırsınız.
İçinde bulunduğun ruh halini tahmin ediyorum, yüreğini, ferah tut.

Sevgiler...

funda dedi ki...

yine sizin yazılarınızdan birinde okumuştum aslı zaman insanları değil armutları olgunlaştırır diyordunuz... malesef insanlar olgunlaşmıyor zaman da geçse... bırakın istediklerini söylesinler istediklerini yazsınlar bu onların tercihi...benim tercihimse güzel yazılarınızı okumak ve gerçekten içten iyi temenniler dilemek...sevgiyle...

Aslı Cin dedi ki...

Flame, hoş geldin. Ve teşekkür ederim, iyiyim, iyiyiz, gün geçtikçe de iyi olacağız inşallah :)

Funda, öyle mi yazmışım? Çok doğru gerçekten de unutmuşum bu sözü, hatırlattığın için ve verdiğin moral için teşekkür ederim...

pino dedi ki...

Aslıcığım
Uzun zamandır ne blog okuyor ne de kendi blogumla ilgileniyordum. Bugün çoook tesadüf eseri öğrendim kardeşinin rahatsızlığını. İnan şu an ne yazacağımı bilemiyorum. Dua ediyorum ki inşallah en kısa zamanda sağlığına kavuşur. Sanırım en önemlisi moral ve sevginin gücü. Çok geçmiş olsun. Sonsuz sevgiler.

Aslı Cin dedi ki...

Pino, teşekkür ederim. Ben de sana bakıyorum ne zamandır belli ki giremiyorsun bloguna bile. İyiyiz şimdi, geçecek...

Cocukla Cocuk dedi ki...

hEpimiz değişiyoruz, önemli olan içinde olumlu yönde geliştirğini hissetmek sanırım. Sizin başarılarınızda gelişimin güzel örneği.
O google sapığı da kimmiş, çok ilginç