Nisan 21, 2008

Halloway sen bizim herşeyimizsin !!!

Hay Allah! Geç kaldım, günün postu Adsl deki bir problem sebebiyle şimdi geliyor. Benim gibi bir internet bağımlısı için nasıl zor bir şey olduğunu düşünebiliyor musunuz?

Neyse, şimdi bahsedeceğim şey başka.

Komik bir şey.

Çok komik.

Halloway’in ülkemize gelişi ile başlayan 40 gün 40 gece süren şenlikler sona erdiğinde ne yapacağız bilemiyorum.

Geçenlerde bahsettiğim Hürriyet’in ekindeki köşe yazarımız bugün de inciler dökmüş. Tabii ki Josh’a gösterilen ilgiyle alakalı.

Yazısının sonunda bahsettiği gibi kesif bir kıskançlık kokusu alıyorum aslında, her ne kadar öyle olmadığını söylese de. Evet Josh sadece Lost ile hayatımıza girmiş olabilir ama bu kadar iyi görünüp bu kadar etkileyici bir ses tonu olan, pek de mütevazi görünen bu adama ilgi göstermemizin tek sebebi dediği gibi bizdeki korsan Dvd sektörü olamaz değil mi? Ne alakası var hala çözebilmiş değilim.

Konuyla alakası yok ama bir diğer yazdığı konuyla ilgili bilgilendirmek isterim. XOXO saece bir iki yıldır değil, uzun yıllardır maillerde de kullanılan “ Sıkıca sarılır ve içten öperim” tabiridir. Günaydııııın !!!

Her neyse konumuza dönelim. Evet Josh’a gösterilen ilgi abartılıydı. Bir miktar da rezillikti. Her çıktığı programda aynı sorulara cevap vermesini beklemeleri, Beyaz’ın şovunda dizi yıldızı bir hanım kızımız tarafından “I want to touch you” cümlesinin sarfedilmesi ( Samantha Fox misali, hahahaaa, hatırlar mısınız o şarkıyı, touch me, touch me, I wanna hold your body miydi? ), basın toplantısında aldığı teklif falan gerçekten rezillikti. Bizim burnundan kıl aldırmayan sosyetemiz bile birbirini ezmiş çekim sonrası partiye katılabilmek için. Çok orjinal fikirlerle misafir ettik onu. Geçenlerde Paris'e göbek attıramadık, Josh'la denedik şansımızı. Boğazda poz poz fotoğrafını çektik. Turkish Deligt hediye ettik. Muhtemelen İskender yemeden de hayatta bırakmayız.

Bize kalsa bırakmayacağız zaten. Adama Amazonlara düşmüş de dünyada son erkek o kalmış gibi muamele ediyoruz. Yukarıdaki fotoğrafa da bakınca, erkeklerimizin niçin bu kadar kıskanç davrandığını anlamak zor değil.

Komik.

Gerçekte acaba kimse Lost izlemiyor mu? Sorulacak o kadar soru varken hala herkese lakap takıyormuşsunuz, nasıl yani diyerek adamın suratına sırıtmaktan daha yaratıcı sorular sorabilecek biri yok muydu? Bir yerde daha aynı soruyu sorduklarını duyarsam düşüp bayılacağım.

Velhasıl köşe yazarımızın yazdıklarından sadece bu abartılı ilginin yarattığı komedi konusunda katılabilirim. Tabii ya abartmayalım, adam sadece son derece çekici, şok derece yakışıklı ve alt tarafı acaip bir ses tonuna, çok şeker gamzelere, pek yakışan kirli sakllara, masmavi gözlere ve inanılmaz hoş bir gülümsemeye sahip. No'olmuş yani?

Dip problem: Biz kadınlar niçin Sawyer'ı beğenip Jack'le evleniriz ki?

8 yorum:

yass dedi ki...

ben hem sawyer ı begenıyorum hem de onunla evlenırım:P jackle ısım olmaz:P

ya gercekten bu aralar bıze neler oluyor. sankı boyle ıyıce bı asagılık kompleksıne gırmısız gıbı!

bu arada sankı bızım kulturumuz gıbı herseyde bı dansoz oynatılmasına cok sınır oluyorum.

püstüklü mama dedi ki...

Şimdi şöyle oluyor, biz kadınlar Sawyer ile gezer, eğlenir, havalara uçar, günümüzü güzel yaşarız; ama iş evlenip çoluk çocuk sahibi olmaya geldiği zaman Jack'i seçeriz çünkü o bize yamuk yapmaz :) Eli yüzü düzgün, iyi de baba olur... E daha ne olsun :) Eğlenilecek erkek-Evlenilecek erkek durumu :)

Ben Jack taraftarıyım bu arada :)

jelatin dedi ki...

Öyle korktum, öyle korktum ki... Hatta Beyaz Show'u diken üstünde izledim: o helyum borusunu adamın ağzına tıkmaya çalışacaklar diye!

Biz kadınlar öncelikle güven duymak isteriz. Bu nedenle Sawyer gibilerine ağzımızın suyu akar, yeterince şanslıysak da 1-2 gecelik maceralar yaşarız. Sonra içimizdeki "sağlam kazığa bağlanma arzusu" bizi Jack gibilerle nikah masasına oturmaya iter. Çocuk yapıp, beyimizin işten vaktinde dönmesini bekleriz. Hep vaktinde döner. Öyle olur.

Neyse... Ben yine de çok abartılı bir sevgi gösterisi olduğunu düşünmüyorum. Olması gerektiği gibi oldu. Adam seksi, adam ÇOK yakışıklı ve gördük ki çok da sempatik, iyi bir eş, mütevazı bir er kişi. Üstüne üstlük son yılların en başarılı, en nefes kesici TV dizisinin de oyuncusu yahu! Onun için ezmeyeceğiz de birbirimizi, kimin için ezeceğiz? Tamam, bir erkek için hiçbir hemcinsimi ezmem belki ben (bu tamamen benim karakterimle alakalı); ama saçının telini görmek için de saatlerce bekleyebilirdim. İstanbul'da olsaydım... Şükür ki değildim.

Bahsi geçen köşe yazarı da saçmalama / dikkat çekme çabalamaları konusunda artık kendini aşmış birisi. Şaşırmamak en iyisi.

Aslı Cin dedi ki...

Yass, gelişinden sonra pek çok kişinin böyle düşüneceğine eminim, adam evliyim diye alnına damga bastıracak neredeyse, haha ! Dansçz konusuna katılıyorum, baklavayı kendilerine maleden Yunanlılardan ne farkımız kaldı bu konuda? Biz millet olarak sempatinin dozunu zorluyoruz bir de.

Püstüklü, hahaha! tabiri uygulayanlar sadece erkekler değil demek ki. Hayır Sawyer, seninle gönül eğlendiriyorum diyemiyoruz sadece.

Jelatin, bak onu unutmuştum, iyi ki yaptırmadı. Sanırım ufak bir kıskannçlık krizi orada da vardı. Yine de bir ara bakamayacağım rezalet diyerek zap yaptığım oldu :) Harika yorumlamışsın bu arada, abartılı olduğunu düşünmek de benim karakterimle ilgili sanırım. Ben olsam beğendiğim birine öyle olmadığım halde snob görünmeyi yeğlerdim.

ÇOK DÜŞÜNEN KADIN dedi ki...

Özellikle son cümlene kesinlikle katılıyorum. Tanıdığım çoğu erkeğin Sawyer karakterinden nefret edip Jack'e karşı nötr bir tavır takınmaları da bundan olsa gerek.

Tijen dedi ki...

kimmiş bu adam yahu?

Aslı Cin dedi ki...

Çok düşünen kadın, evet tabii ya, rakip yok gibi geliyor :)))

Tijen, hahahaaaaa ! Türkiye çalkalandı, Lost'un hatırı yoksa benim hatırıma sorma bu soruyu...

figen dedi ki...

erkeklerin kıskanması gayet doğal!! eşim bile işte serseri gıcık erkek tipi sen lostu sırf bu dallama! içinmi izliyorsun dedi ve ertesi gün ben bir karar verdim çıkalım şu digitürkten diyede ekledi.ahh keşke eşimden önce bulsaydım bu sawyer'ıda onunla evlenseydim:))