Mayıs 28, 2008

Telgrafın tellerine kuşlar mı konar?

En son ne zaman telgraf çektiniz?

Ben uzun bir aradan sonra geçtiğimiz gün çektim.

Yani sanırım çekebildim, zira akıbeti meçhul, şöyle ki:

141 i aradım, uzun uzun çalan telefondan tam ümidimi kesecektim ki, benimle adeta komşu Ayşe hanımın yeni yetme kızıymışım gibi konuşan bir operatör telefonu nihayet açtı.

Telgraf çekmek istediğimi söyledim, sanki o numara başka bir şey için aranırmış gibi.

Bana bir düğün veya davet için olup olmadığını sordu.

Zira artık sadece düğün dernek gibi kutlama mesajları için internet sitelerinden giriş yapılabiliyormuş eğer evinizde net bağlantısı varsa tabii. Var deme gafletinde bulundum, halbuki olmasa telefonu açmışken alacaklar mazuratımı.

Herneyse verdikleri adrese girdim, E-telgrafı buldum, doldurmaya başladım istenilen alanları. Ama bu sırada da bir yandan düşünüyorum " Vay canına Ptt ye bak sen, ne kadar da hızla ilerliyor, artık interneti de iyice kullanmaya başlamışlar" falan diye.

Neyse doldurdum, gönderdim, beni orada yazdığı gibi biri aradı.

Nereye gidecek telgraf diye sordu.

Hoppoaa ! E niçin doldurdum ben o alanları?

Bilmemnereye gidecek dedim.

Oooo dedi, oraya gönderirim ama postanesi kapanmış olabilir.

Nasıl yani?

Eee telgraf tamam da postane kapalıysa gitmez, biz gönderiniz dedi.

Anlayacağınız yine şu bizim Alman tasarımcının anlattığı pek sevdiğim ve muhtemelen buraya daha önce de yazdığım fıkraya geldik:

4 arkadaş trafik kazasında ölür. Azrail "Türk cehennemine mi yoksa Avrupa cehennemine mi gitmek istersiniz?" diye sorar.

"Fark nedir?" diye sorar arkadaşlar.

Azrail "Avrupa cehenneminde her gün bir kepçe Türk cehenneminde her gün bir kova bok yersiniz" der.

Üç tanesi "Biz Türk doğduk, Türk ölürüz" der. Bir tanesi ise uyanıktır, Avrupa cehennemini seçer.

Ve aradan epey zaman geçer Avrupa cehennemindeki adam artık kepçe kepçe yemekten bıkmıştır. Arkadaşlarının durumunu merak eder, hallerini görmek için ziyarete gider. Oysa onlar şen şakrak gülerek karşılarlar onu.

Dayanamaz sorar: "Ben bir kepçesini hazmedemezken siz her gün bir kova bok yiyip nasıl bu kadar neşeli olursunuz?" "Oğlum " derler "Burası Türk cehennemi, bir gün bok olur kova olmaz bir gün kova olur bok olmaz, 3 aydır bir bok yediğimiz yok!"

4 yorum:

Ayse dedi ki...

Hahaa!:) Aslı aynı zamanlarda seninle Ptt'nin hışmına uğramışız. Beni de son 5 gündür çileden çıkardılar. Allah düşürmesin bi daha diyorum :)

yass dedi ki...

keske net uzerınden yapsaydınız. bız dugunlere nıkahlara falan hep ordan yapıyoruz.

Aslı Cin dedi ki...

Ayşe, seninki de az komik değil hani :)

Yass, netten yaptım zaten. İşin trajikomik yönü de o :)))

yeliz dedi ki...

valla aynı şey başıma geldi, sonradan telgraf çektiğim arkadaşıma sorma ihtiyacı hissettim gerçekten eline ulaştı mı diye. merak etme, mutlaka ulaşıyormuş... ne de olsa burası türkiye:)