Ekim 15, 2008

Veda, uçuş ve ayı adam

Askerlik arkadaşlığı böyle bir şey olsa gerek.

Şaka yollu sürgün arkadaşlığı diyorum ben buna, buraya bir kaç Türk aile geldik ya.

Kafaların çok fazla uyuşmasına gerek olmadan, nereden geldiğin, ne yaşta olduğun, ne yaşadığın, gördüğün, bildiğin fark etmeden birlikte zaman geçirmenin, keyif almanın, destek olmanın paylaşmanın, ve yardımlaşmanın tadını alıyor, yeni bir şey daha öğreniyorsun.

Belki buraya gelmemiş olmasak tanışmayacağımız, kendi hayatımızın döngüsü içinde görüşemeyeceğimiz, yada belki de anlaşamayacağımız insanlarla bir şeyler paylaşabilmeyi öğrenmek de varmış hayatta. Bunun için de şükretmeli çünkü o kadar çok insan o denli şeyi kaçırıyor hayatta. Öğrenmeden, bilmeden, görmeden.

Beş aydan sonra aramızdan biri geri dönüyor. Bir şekilde olmadı, yürümedi, bir şeyler ters gitti. Uçağı kaçırdığımızda birlikte ağladığım arkadaşımıza güle güle diyoruz. O gidiyor, biz kalıyoruz. Biz de bir gün dönerken onun gibi iyi mi yapıyorum, kötü mü diye düşünür müyüz bilmiyorum ama anneannelerimiz der ya:

Hakkımızda hayırlısı olsun...

Dip not: İst . a vardığımda yazmıştım ya olaylı geldik diye, uçağı kaçırdık biz. Hayatımda ilk kez uçak kaçırdım ama bunda payım olmadığını da söylemeliyim. Zira az çok okuyanlar yada tanıyanlar bilir, pimpirikliyimdir kimi konularda, erken gider beklerim ama geç kalmam. Ancak o sabah kalabalıkça geliyorduk ve benim önerdiğim saatten bir saat geç çıkmıştık. Bunun üzerine ağır aksak ve havaalanını bilmeyen şoför bir de trafiğe takılınca, yetmezmiş gibi yanlış terminalde inince olan oldu. Bu arkadaşımla birbirimize bir an bakıp, tutamadık kendimizi. İlk dönüşümüz olacaktı bu , o kadar hazırlamıştık ki kendimizi, içeri alınmayınca yıkıldık. Sonraki uçuş 7 saat sonraydı, çocukları oyalamaya çalışarak bekledik, zordu. O yorgunluğu üzerine uçuş, uçuşta da çarprazımda oturan adamla tartışmak pilimi bitirdi. Problem uçak inişe geçtiği anda telefonunu açıp görüşmeye çalışmasıydı. Kapatırmısınız dedim uzanarak, kıracakmış gibi elime baktı adam , İngilizce anlamıyor zannettim. Döndü kapattı. Kızlar ne oldu diye sordu, ben telefon dedikçe anladığı tek kelime o olmalı ki dönüp bakıyordu ters ters. Aradan 5 dk geçti, bizimki dönüp bana İngilizce, açıklarmısınız niçin açamıyoruz telefonu diye sordu ukalaca. Ben de tane tane, bunun zaten uçuş öncesi söylendiğini, iniş kalkışta özellikle sistemi bozabileceğini ıvırı zıvırı anlattım. Bana elini uzatıp, hadi ordan ya bir şeyden anladığınız yok dedi ayı kılıklı adam. Ben de, ok siz çok iyi biliyorsunuz demek, ama şimdi kapatın ve açmayın, ben korkuyorum, gidin istediğiniz uçuşta açın, beni ilgilendirmiyor dedim sesimi yükselterek. Bana üzerime atlayıp boğazımı sıkacakmış gibi baktı, kendi dilinde muhtemelen küfür ederek döndü. Ben de Türkçe olarak gerizekalı dedim önüme dönerken. Sonra dönüp dönüp öyle baktı ki boğazımı sıkmasına şükretmem lazımdı sanırım.

İnerken kapıda duran amirlere söyledim, inişte mi, kim, ne, nedir diye sordular ama o kadar uzun zamandır yoldaydım ki, kucağımda uyuyan 20 kilo ile şikayetçi olmak zor geldi. Zamanım olsa, yanımda da oğlum olmasa şikayetçi olmasını bilirdim...

6 yorum:

Elçince dedi ki...

deniz otobüslerinde de yapıyorlar o densizliği..bende yazın istanbula geçerken yaşadım ben olayı elimle telefon işareti yapıp kapat dedim çünkü epey uzağımdaydı anlamadı salak yada salağa yattı sonra aynı işareti görevliğe yapıp telefonlu ayıyı işaret ettim hallettirdim ,o ayıda bana ters ters baktı bende ona...

adacim dedi ki...

Ayı sıfatı az olmuş ama. Okurken sinirlendim. hem de çok sinirlendim. Etraftan kimse tepki vermedi mi yaa:((

Aslı Cin dedi ki...

Elçin ne yazık ki çok fazla var bunlardan, ve bunlarla yaşamak zorundayız.

Adacım, hayır, kimse bir şey demedi, inişe geçildiği için hostesler de arkadaydı. Kerem yanımda uyuyor diye uzatmak istemedim ama ödüm koptu doğrusu. Adamdan değil ama inişe geçerken zaten sarsiyor uçak, o sırada acaip sarstı.

özlem hanım dedi ki...

uçakta deniz otobüsünde (nerede yasaksa işte) cep telefonlarıyla konuşanlara ben de acayip uyuz oluyorum. %100 haklısınız. ama (şahit olduğum durumlara göre konuşuyorum) uyaran rolündeki kişiler haklı olmanın verdiği üstünlükle o kadar itici tavırlara giriyorlar ki benim de telefonu açıp car car konuşasım geliyor. uyarırken de nazik olmakta hiç bir sakınca yok bence. "hmmm fırsatını buldum iyice bi benzetiyim şunu" tavırları telefonla konuşanlar kadar kötü.. lüzumsuz konuştum belki ama taze yaşadığım bişey yüzünden yazmadan duramadım.

ruhdagı dedi ki...

Çok can sıkıcı bir durum ne denir ki. Bu tipler her yerde aynı. Sözden izandan anlamadıkları aşikar.

Tekrar geçmiş olsun.

Selamlar.

Aslı Cin dedi ki...

Özşem hanım, tabii öyleleri de var. Nazikçe uyarmak lazım çünkü kapatmayı unutan pek çok insan tanıyorum, suçlamanın da alemi yok.

Ruhdağı, daha önce de yanımdaki biri açmıştı onunla da tartışmıştım bu konuyu, eylemlerim devam edecek :)