Aralık 16, 2009

...

Ağır ağır gözlerini açtı.

Açık pencereden usulca giren rüzgar, perdeleri uçuştururken, günün ilk ışıkları, çiçek kokuları ile harmanlanıp ayak ucuna kadar geliyordu. Ayaklarını anne karnındaymış gibi karnına çekti. Güneş şimdiden ayaklarını bu kadar ısıttığına göre, yine çok sıcak bir gün olacaktı.

Usulca kalktı, ses çıkarmamaya gayret ederek, parmak uçlarına basarak terliklerini aradı. Sabahlığını giyip sessizce odadan çıktı. Bir an yatak odasının kapısında durdu. “Bu sessizlik… Bir yandan bu sessizliği severken bir yandan da nefret ediyorum, ne garip” diye düşündü.

“Çocuklar büyüyor, bak biri askere gitti, biri İstanbul’u kazandı, bir tanesi ile avunuyorum. Gün gelecek hepsi de bir yerlere gidecek. Ya o zaman ne yapacağım?” Mutfağa gidip çayı hazırladı. Kahvaltılıkları çıkarmaya başladı. Kokulu domatesleri doğradı, çökeleği çıkardı, zeytinleri üzerine serpiştirdi, zeytinyağını döktü. Bizim buraların en iyi yanı da bu diye düşündü. Her şey lezzetli, her şey taptaze. Ankara’daki oğlu da, İstanbul’daki kızı da geldiklerinde annelerine sarılmak kadar bu kahvaltılara da hasret kalıyorlardı.

Annelik kaç çocuğun olursa o kadar parçaya bölünmekmiş. Aklı kızı Demet’teydi bir yandan, bir yandan da oğlunda. Gerçi Ali’nin keyfi yerindeydi. Başlarda bu müzik ve dans hevesi, onu derslerinden alıkoyuyor diye pek sıcak bakmıyordu ama bak şimdi askeri orduevinde pek rahattı. O her ne kadar saçları kısacık değil diye orduevinde olduğuna memnunsa da, annesi elinde silah, sırtında onca yükle orada burada koşturmadığı için Allah’a şükrediyordu.

Kızarmış ekmeklerin kokusu eve yayılırken açılan yatak odası kapısının sesi ile düşüncelerinden sıyrıldı. Alelacele çilek reçelini boşaltı kavanozdan. “Hala neden uyanmadı bu çocuk, babasının bu saate kadar yatınca kızdığını bilmiyor mu?”

Çok zeki bir çocuk ama okumaya niyeti yok diyordu ailedekiler Uğur için. Gerçekten de öyle akla hayale gelmez şeyler yapıyordu ki şaşırıp kalıyorlardı. Geçen yaz, aşağıdaki bodrum katını kendisine çalışma odası yapıp, kapısını elektrik verdiği tellerle çeviren o değil miydi? Az daha çarpılacaktı annesi onun yüzünden. Babası da ne çok kızmıştı o zaman.

“Kalk oğlum, hadi bak, baban kalktı, lavaboda. O çıkmadan kalkmış ol” diye seslendi kapıdan usulca.

“Tamam” diye boğuk bir ses geldi içeriden.

Tekrar mutfağa gidip ekmekleri aldı yanmadan, çayları koydu. O sırada lavabonun kapısı açıldı. Arkasını dönüp gülümsedi, günaydın demek için.

Kocasını gördü.

İçine, taa kalbine bir sızı saplandı sebepsiz.

“Ne oldu? “ diye sordu, bir anda bembeyaz kesilen suratını görünce korkan Nevzat bey.

“Yok bir şey “dedi, “Bir anlık bir şey.”

Kocasının yorgun yüzüne baktı, “Çok çalışıyorsun bu aralar.” .

“Vergi zamanları” diye söylendi kocası. “Biliyorum yoruluyorum ama yavaşlayacak işler er geç. Sıcaklar daha çok yoruyor beni, gece terlemiş olmalıyım kolum tutulmuş, ağrıyor.”

Sonra endişeyle karısının suratına baktı. “Sen iyisin ama, değil mi?”

“İyiyim” dedi Pakize, gülümsemeye çalışarak.

Oğlu da sofraya gelip kahvaltıya başladıklarında hala yüreğinde çöreklenmiş o sıkıntıyı atamamıştı oysa.

Gün boyunca içinden atamayacağı o sıkıntıyı…


Canım babaannem, sen gitmeden bitiremedim senin hikayeni. Bitirirsem gideceğine inandırmıştım kendimi. Oysa ölüm gafil avlıyor bizi.

Yılların devlet gibi kadını, komşuların Kraliçe Elisabeth'i, benim koruyucu meleğim, pamuğum, mis kokulum, bir tanem, araba kullanmayı bilen, bana msn'den mesaj yazan, hamburger seven süper babaannem, biliyordun, biliyorsun seni dünyadaki herkesten daha çok sevdim ben.

Senin acının bittiği yerde benim acım başladı. Ama geçecek, her acı gibi. Sadece seninle geçen güzel günler kalacak aklımda.

Öğreniyorum her ölümle, ne yazık ki, öğreniyorum...

10 yorum:

cenebaz dedi ki...

Başın sağolsun, babaanneciğinin mekanı cennet olsun:(

derin dedi ki...

Allah sabır versin, toprağı bol olsun...

Tanya's dedi ki...

Yolu ışık..mekanı cennet ve huzur olsun...hep öğrenmiyor muyuz?

Çocuk gibi dedi ki...

Babaannen çok hoş bir kadınmış Aslı.
Mekanı cennet olsun....

missy dedi ki...

basın sagolsun aslıcım, cok uzuldum. seninki hem babaanne hem arkadasmıs sana sanırım.

Tülay dedi ki...

Başınız sağolsun. Allah sabır versin, hep guzel gunlerinizi hatırlamanız dileğiyle...

Tülay

Aslı Cin dedi ki...

Teşekkürler.

Her zamanki gibi bambaşka şeylerle ilgilenerek düşünmüyorum acıyı. Bu ertelemeler sonradan canımı sıkmaz umarım...

burcu dedi ki...

:( çok üzüldüm aslıcığım yazın da çok içtendi.mekanı cennet olsun nurlar içinde yatsın...
evet umarım bu ertelemeler canını sıkmaz :(
sevgiler...

Sevgi dedi ki...

Basiniz sagolsun Asli. Mekani cennet olsun. Kendine dikkat et. Sevgiler.

Elçince dedi ki...

mekanı cennet olsun...