Söyleyin gitsin
her kelime, ruhun sırtına binmiş birer . Hepimizin içinde hiç ziyaret edilmemiş bir odacık, hiç açılmamış bir çekmece, hiç ellenmemiş bir paket vardır. Orada, tam dilimizin ucuna kadar gelip de son anda vazgeçtiğimiz, "Şimdi sırası değil" dediğimiz ya da yuttuğumuz kelimeler birikir. Bu kelimeleri alır, paketler, çekmeceye kilitler ve o odaya kapatırız. Peki, o kelimeler biz sustuğumuzda gerçekten yok olur mu? Küçük Bir hikayem var. Adı “Bay Hiç’in Kavanozları” Kasabanın en sessiz sokağında, Bay Hiç adında bir adam yaşarmış. Bay Hiç’in tuhaf bir koleksiyonu varmış. İçleri boş şeffaf kavanozlar… Komşuları onun boş şişelere bakıp neden iç geçirdiğini anlamazmış. Aslına bakarsanız o kavanozlar ağzına kadar doluymuş. Birinde, on yıl önce bir veda vaktinde söylenmemiş o pişmanlık duruyormuş. "Gitmeni istemiyorum." Bir diğerinde, en yakın arkadaşına kırıldığında yuttuğu o keskin cümle: "Beni çok incittin." bir diğer kavanozda ise aynaya bakıp kendine h...