Ben evin içinde iştahla dolaşırken, son zamanlarda mide bulantıları ile iştahı kesilmiş babaannem de, aman nazar değmesin, ye kızım, ağzının tadı hiç gitmesin diye söylendikçe gaza gelen ben içimden de diyorum ki, yaa Aslı bak gün gelecek iştahın kesilecek, iyisi mi şimdi ye.
Ama öyle değil işte, listem var, elmam var, içine gireceğim pantolonlarım var.
Bu aralar arkadaşlarımdan o kadar çok kitap önerisi geliyor ki, kitapçılara uzun zamandır uğramıyorum. Öneri vermekle kalmıyor bir de al oku diye veriyorlar. Benim arkadaşlarım böyle işte, canlarım benim.
Son gelen kitap Vij'den. Ayşe Kulin'in adı pek hoşuma giden, ancak okumaya ne taraftan başlayacağımı bilemedim, çift suratlı kitabı.
Kitabın adı bana, ne kadar az masal dağarcığım olduğunu hatırlatıyor. Ben ki küçüklüğümde bulduğum en ufak kağıt parçasını bile okuyarak bu gözleri bozdum, şimdi oğluşa anlatacak pek bir şey bulamıyorum.
Yeni başladık bu masal anlatarak uyutmaya. Bir gün yatmamakta direnince dedim ki, gel bizim yanımızda yat sana masal anlatayım. Birden dikkat kesildi, kucağımıza atlayıp yattı. Benim yastığıma başını koyup kocaman gözlerle bakıp "maşal?" diye sordu. Ben de anlatmaya başladım. İlk anlattığım masal Hansel ve Gretel. Masal bittince "Maşal bittiiii !"diyerek dönüp gözlerini kapattı. Sonra bu her gece tekrarlanmaya başladı ama üç beş derken ben de masallar bitti. Ben de uydurmaya başladım. Yani unuttuğum yerlere bir şeyler katmaya, uykusunun durumuna göre uzatıp kısa kesmeye başladım. Hatta bir gün iyice uzatınca, ben masal anlatırken uyuyakaldı. En sonunda başardım.
Şimdi, bir ara Toys'r us da gördüğüm içinde binbir masalın bulunduğu kalın kitabın peşine düşeceğim, masal fakiri olmak istemiyorum.