Temmuz 09, 2008

Asansör kabusu...

Stephen King okur musunuz?

Bir kitabı vardı.

Arabalar kendi kendilerine hareket ederek insanları kovalıyordu.

Başlarına bela oluyorlardı.

Öldürüyorlardı.

Şimdi bu ne saçmalık olur mu öyle şey demeyin.

Oluyor.

Yani ben bizim asansörün böyle hain bir ruha sahip olduğunu düşünüyorum.

Hin bir şey.

Kolluyor. Boş anını kolluyor. Tamir edildikten sonra bir yada iki hafta gayet düzgün çalışıyor. Tamam diyorsun artık düzeldi. Eşe dosta haber veriyorsun. Tamamdır gönül rahatlığıyla binebilirsiniz. İkide bir bozulan asansörden korkan oğluşa bir şey olmaz diyorsun. Basıyorsun düğmeye geliyor, basıyorsun gidiyor. İyi hoş.

Ama yokluyor arada.

Basıyorsun beşe, kapılar kapanıyor. Ama çıkmıyor yukarı. Kapı da açılmıyor. Taa ki ışıklar kapanana kadar. Karanlıkla birlikte yükleniyorsun kapıya bir hışım. Atıyorsun kendini dışarıya. Merdivenden çıkalım bari diyorsun korktuğunu oğluşa çaktırmadan.

Ama o biliyor korktuğunu. Kıs kıs gülüyor arkandan.

Bizim apartman altı katlı. 3 daire var. Her biri dubleks, ediyor altı kat. Biz son iki kattayız. Beş ve altı. Bir de tabii apartmanın çatısında asansör yuvası var, o kadar.

Alt katımızdaki komşumuz gezmeye bayılıyor. Pek evde yok. Uyuyorsa da uyandırması zor haspamı. En alt kattakiler yeni yeni taşınıyor, zaten yoklar ortalıkta.

Yani beni yalnız olduğumuz zaman bir yakalasa asansör canıma okuyacak. Karşı apartmanda oturduğu için kapıcı artık akşama mı bulur bizi bilmem.

Bir de malum dubleks ev olunca ara katlarda kapı da yok. Duvara denk gelen yerde kalsan ne ışık ne bir nefes.

Kabus.

Kabusumda asansörde kalmanın yanısıra asansörün zeminin altına düşmesi ve oradaki envai böcüklerle karşılaşabilme ihtimalim var.

Kanım donuyor.

Hain asansör de sanki bunu biliyor.

Geçen haftalarda sabahın köründe gazete getiren görevlinin kaldığını duydum asansörde. Son katta yatak odası olduğu için asansörün korkunç sesleri ile uyandım. O an anladım birinin kaldığını. Eşim koştu, buldu birilerini. Zaten zemine yakın kalmış, açtılar kapıyı kurtardılar.

Ama asansör eşimi bellemişti. İçindeki adamı kurtaran bu adamdan intikamını alacaktı.

Dün sabah eşimin kapıyı çekmesi ile uyandım. Asansörü çağırdı sıfırdan. Lanet şey geldi gayet güzel. İçinde biri yokken kalır mı hiç?

Eşimin bindiğini duydum. Sonra yine korkunç sesler çıktı asansörden. Stephen amcam olsa nasıl da 10 sayfa ballandırarak anlatırdı bu kısmı?

Neyse ben fırladım yataktan, anladım kaldığını, giyindim, çıktım dışarı. Eşim bağırıyor Aslı ben kaldım diye. Biliyorum dedim, yardım çağıracağım neredesin?

Altıya çıktım dedi.

Bir daha bastı sıfıra. Yine korkunç sesler. Bu sefer neredesin? Çatıya çıkmış meğer. Biraz daha zorlasa çizgi filmlerdeki gibi fırlayacak havaya.

Yardım çağırdım panik halinde. Neyse ki görevli gazete getirmişti. Kocam asansörde kaldı dedim ama bunun panikle üçte biri Türkçe, üçte biri İngilizce, üçte biri de buranın yerel dili ile çıktı. Neyse ki görevli zekice. Anladı beni. İş arkadaşları falan geldi eşimin. Alt komşuyu uyandırdık asansörcülerin numarası onlarda diye. Asansörcüleri çağırdık falan filan.

Ama zaman geçiyor. Asansör hıncını alamamış olacak ki daha, eşim arada bir akım geldikçe herhangi bir kata bastıkça hızını alamayan asansör tavana çarpıp duruyor.

Adam çatıda sıcaktan bayılacak korkusuna ip kopacak çakılacak korkusu eklendi. Daha sonra da manuel indirirlerse asansörü, ya adamı indirirken bir akım gelirde asansör yine yukarı çıkarsa korkusu. Alimallah koparır insanın bir yanını.

Şakası yok, manyak bu asansör sağı solu belli değil.

Velhasıl benim korkularım ve dualarımla, tabii bir de adamların kol kuvvetiyle, eşim bir saat 15 dakikada kurtuldu.

Ben olsam şimdi sakinleştiricilerle psikolojik tedavi görüyordum. Eşim duş alıp işe gitti.

Ancak "bişi olmazcı" eşim, aman siz binmeyin bu asansöre demeye başladı bile.

Biner miyim hiç?

Biliyorum,

benim boş anımı kolluyor...

3 yorum:

ÇOK DÜŞÜNEN KADIN dedi ki...

Geçmiş olsun Aslı Cin. Ben de çok korkarım asansörlerden lakin biz malesef onbirinci katta oturuyoruz. Bulgaristan'da herşey eski ya, asansörümüz de allahlık. Dört adet suntadan ibaret. Araları epeyce açık, karanlık karanlık görünüyor ve asansör iner ya da çıkarken çatır çutur sesler çıkarıyor. Hatta kimi zaman, şaka gibi, ampülü patlıyor ve onbir katı karanlıkta çıkıyorsun. Ben çıkmıyorum. Kalp krizini tercih ederim diyip vuruyorum merdivene. Kızkardeşim buraya geldiğinde o kadar tırstı ki bir ay boyunca (hem biraz popomu küçültürüm düşüncesiyle) sadece merdivenleri kullandı.
Daha beteri, burada evlerin tadilatı da hiç bitmediğinden hep ustalar oluyor bina içinde. Bir keresinde birine denk geldim. Üst kattan binmiş gelmiş onbire. Zemine inicez birlikte. Sevimsiz bir adam. Bir de baktım elinde bir adet tornavida! Ve adam asansör ilerlerken kapılara vuruyor onunla. Psycho. O onbir kat nasıl geçti, kendimi dışarı nasıl attım bilmiyorum.
Boşver sen merdiven iyidir. Fit kalırsın;)

Aslı Cin dedi ki...

Çok düünen kadın, evet ben de bu aralar çok yürüyen kadınım :)

Anlattığın kabus gibi, onbir kat onbin kat gibi gelmiştir.

figen dedi ki...

aslıcım benim hiç asansör korkum olmadı aksine bayılırdım çocukluğumdan beri, hatta isim takmışlığım var küçükkene 'kapının arabası' derdim (bak nasıl mantık o zamandan zekiymişim:))sanırsam asansörlerde beni pek seviyorlar ve kaça basarsam hemencecik götürüyorlar!!:)aralarda kalsam yada eşinin başına geldiği gibi kat kat gezdirse tırlatırım eminim siz ucuz kurtarmışsınız.bu arada sitefın abinin senden öğreneceği çok şey var nefis anlatmışsın konuyu ....siz o asnsörü sizin kattan söktürün bence:))bırrrrr...