Temmuz 20, 2008

Çok dayanamadığımda popoya bir çimdik ?

Bazen beni delirtiyor.

Hani 3. sayfa haberleri var ya böyle oluyor sanırım.

Herşeyle inatlaşıyor, biri geldiğinde deli gibi huysuzlaşıyor, bazen hiç bir şeyi paylaşamıyor, beni bile. Bazen bir şeyi öylesine tutturuyor ki, bazen de bir şeyi yaptırana kadar tekrar tekrar söylemiyor mu?

Zor bir yaştayız. Üzerine taşınmanın etkilerini de topla. Kolay değil, evinden, okulundan, arkadaşlarından, odasından ve alışkanlıklarından ayrılmak.

Feci dayak yiyeceksin diyorum çok sinirlendiğimde.

Biliyorum doğru değil. Söylememem lazım ama o kadar çaresiz kalıyorum ki bazen ağzımdan çıkıyor.

"Ne yiyeceğim?"

Yemediği şeyin tadını nereden bilecek tabii.

Atabilir miyim? Atamam.

Kıyamam.

Üzülürüm.

Ona bir şy olduğunda ondan daha çok acır canım.

Acımasız biri olsam bile eşimden korkarım bu konuda zaten. Çocuklara şiddet konusunda inanılmaz hassastır, birisinin çocuğuna şiddet uyguladığını duyduğunda öylesine sinirleniyor ki, beni hiç affetmezdi herhalde.

Ama lafta işte. Benim de korkutacağımdan değil. Yapmayacağımı bildiği için korkmuyor da zaten. Ama havlayan köpek ısırmaz misali dilimde bu mevzu.

Onun yerine çok dayanamadığımı düşündüğüm zamanlarda ağlamaya kararlıysa alıp odaya götürüyorum, o sırada o ağlıyor yada sakinleşiyor orada, ben de sakinleşmeye çalışıyorum.

Ve durmadan "Ya sabır" diyorum.

Bugün de öyle bir gündü...

----------------------------------------------

Çocuklarımıza eğitim verirken neleri uygulamamız, neleri uygulamamamız konusunda farklı görüşler var. Kimi kitaplarda cezanın iyi bir yöntem olduğu iddia edilirken, kimilerinde ödül öneriliyor. Kimilerine göre ödül kesinlikle vaat edilmemeli.

Şaşkınım ben de bu konuda. Zaten tek çocuk olmanın ve kendisini kabul etmese de pek şımartan bir babanın çocuğu. Yanlış bir eğitim vermek istemiyorum. Her hareketinde kendimi sorguluyorum, nereden öğrendi bunu, doğru mu, yanlış mı diye.

Ceza taraftarı değilim çok, sadece ödülle yaklaşmaya çalışıyorum. Ceza olanı ödüle çevirmeye.

Ama bugün yine kendimi eleştirdim. Taşınmanın etkilerini bekliyordum zaten, benden beklenmeyecek kadar sabırlı davranmaya çalışıyorum çoğunlukla, biliyorum zorlanıyor ve ben extra çaba sarfediyorum. Bir de kişiliğini oturtmaya çalıştığı bir yaşta. Dengeyi nasıl bulacağım? Hem şımarık bir çocuk olmasın istiyorum, hem de kendine güveni olan biri olsun. Kişiliğini oluştururken o, nasıl davranacağım?

Sıkılıyor evde biliyorum. Sabahtan akşama kadar kreş yok tabii, bir kaç saat en fazla buradakiler. Gün içinde hava sıcak diye bir yere çıkamıyoruz. Eee zamanını çok fazla tv yada bilgisayar başında geçirmesini de istyemiyorum, oyun oynasın, resim yapsın, başka şeylerle de ilglensin.

Bunlar bitince o da bana sarıyor işte. Bugünlerde bana kalırsa yeni oyunu annemi daha fazla nasıl delirtebilirim? Çok fazla sabra ihtiyacım var, çoook !

--------------------------------------------------------------

Annelik zor bir şey, çok zor. Sadece sevmek, doyurmak, uyutmak değil, sadece ihtiyaçlarını almak, onu giydirmek yada gezdirmek de değil. Sadece masal anlatmak değil, o masalın içini, ona anlatacaklarını, onun bundan çıkaracaklarını görebilmek. Kişiliği olan, yavaş yavaş kendine bir tarz edinen, kendi alışkanlıkları oluşan, başına buyruk olmaya çalışan, oysa bir o kadar sana bağlı birine destek olabilmek. Onu eğitmek, sakınmak, yoğurmak.

Zor iş çok zor, diyorum ya, ya sabır...

10 yorum:

funda dedi ki...

Sevgili Aslı, annelik zor zanaat ve çok ince ayarları olan bi iş. Ama benim okuduğum aslı ne kadar sabrı tükense de popoya bi çimdik atmayan Aslı'dır. Sabır sınırlarını çok zorluyorlar, doğrudur ama eğer çok ağlıyorsa ya da çok mızmızlık yapıyorsa dikkatini başka bir yöne çekmeye çalışsan, birlikte oyun oynasanız, dans etseniz, mızırtısı bitince de ona sarılsan mesela... Belki bi çözüm olabilir kısa vadede.. Ödül ve ceza yöntemi birçok eğitimcinin de kullandığı bir yöntem aslında. Ben de cezadan çok ödülden yanayım çocuklarla olan iletişimimde ama ödülün de sınırlarını çok iyi bilmekte yarar var diye düşünüyorum. Süreli maddi şeylerle ödüle boğulan bir çocuk için de hayat mutsuzluk kaynağı olabiliyor bazen, bir şeyi çözerken başka bir şeyi bozabiliyorsun farkında olmadan. Kazanan ve kaybeden yok bu anne çocuk oyununda aslında. Sadece annenin biraz sakin olması belki içinden 100 e kadar sayması ve onun bu davranışı bitirmesini beklemek var. ve aslında hazır bir formül de yok her çocuk farklı çünkü. Ama ben derim ki Keremin gözlerinin içine bak onu daha iyi tanıdıkça anlatmak istediğini daha iyi anlayacaksın. Her ne olursa olsun onu sevdiğini her fırsatta hissettirmek de işini kolaylaştıracaktır. Sevgiler.

ÇOK DÜŞÜNEN KADIN dedi ki...

Üstüme vazife değil ama ona bir enstrüman hediye etmeye ne dersin? Tabi kafanın şişmesine razıysan eğer:) İlgisini çekerse şayet, çalmayı öğrenene kadar epey meşgul eder oğluşunu. Hem belki meditatif bir etkisi de olur üzerinde.

Aslı Cin dedi ki...

Funda, bazen çok sabırsız hissediyorum kendimi, ama yazdıkların çok iyi geldi doğrusu. Bugün dün çok sinirlendikten ve üzüldükten sonra çok daha fazla sakin kalmaya çalışıyorum...

Kimine göre çok sabırlıyım, kimine göre sabırsız.

Neler denemedim ki? Biliyorsun her çocuk farklı. Kerem yaşıtlarından çok daha söz dinler görünse de kırılmaz bir inadı olan zor bir çocuk. Başka yere ilgisini çekmek mümkün değil çünkü öğretmeninin de dediği gibi inatlaştığında yada sinirlendiğinde kendisini dünyaya kapatıyor.

Ona yaptırabileceğim bir şey yok ama şu senin yüze kadar sayma önerirni deneyeceğim artık.Çok teşekkür ederim.

Çok düşünen arkadaşım, İstanbul'daki eve odasında gerçek bir gitar, bir minik piyanosu ve hatta bir de baterisi vardı ama onlar da bir yere kadar oyalıyor. Aslına bakarsan ilacını biliyorum ama zamanı var. Şu sıcaklar bir bitsin her akşamüzeri havuz yada parktayız. Ona en iyi gelecek şey enerjisini harcaması.Kafamın şişmesine razıyım ben, mp3 ler sağolsun, ama komşular ne der bilemem :)))

figen dedi ki...

aslıcım seni çok iyi anlayabiliyorum aynı tür canavardan bendede bir adet mevcut!.Sanırım bizim sorunumuz doğru düzgün çocuk yetiştirmeye çabalamamız (mükemmel demiyorum bak!)ve en basit huysuzluklarında da hemen paniğe kapılıp nerde hata yaptım diye düşünmemiz, tabi birde çok yüz verip şımartan baba faktörleri var.düşününce biz annemize karşı gelebilirmiydik? bir bakıştan bile tırsar kalırdık .şuan zamane çocuklarıyla yaşanansa aşırı kendilerine güven sonucu bizi hiçe sayıp huysuz ve söz dinlemez moda girmeleri.İnan bende bazen öyle zor durumlarda kalıyorumki resmen istediğini yapmadığım yada bazen sebepsiz bile olabiliyor bariz sinir krizi geçirip bana saldırmaya başlıyor, kızdığımda da çığlık atıyor hani sinir krizine şok olsun diye vurmaya kalksam ki 1-2 kez o da sadece ufacık bir tokat atmaya kalkıp daha beterini kendimde buldum ve olayın daha da büyümesinden başka işe yaramadığını gördüm,psikoloğun söylediği odasına götürüp bırakın da artık kar etmiyor..kaldık mı ortada! bende bir fark ettimki sinirlenince 'bak dur yoksa gebertirim seni' diyorum:)).ne anlar zamane çocukları..doyumsuzluk bunları böyle yapıyor, hiç bir şeyle oyalanamamak hemen herşeyi yarım bırakmak..resim çizsin oyuncaklarla oynasın olayı tam bir hayal, her tür şey elinin altında olunca kıymet bilmeyide unutup başka arayışlara giriyorlar ve sonuç huysuzluk oluyor.çözüm bulursan acil banada bildir,bende evde çıldırmak üzereyim :))

Aslı Cin dedi ki...

Figen tek yapabildiğim doğru davranışları ödüllendirmek. Ağlayınca odasında birazdan sakinleşiyor. Sonra ona yaptığı yanlışları anlatıyorum. Ama bir de sinirlenmemeyi becerebilsem, sinirlenince tepki olarak o da sinirleniyor ve olaylar büyüyor. Dün şunu denedim, o ağlarken tepki vermedim,vermemek için de ipod u takıp şarkı dinledim, o da ben tepki vermeyince kısa zamanda sustu. Bakalım işe yarayacak mı?

pino dedi ki...

Aslıcım sakin ol.. bak bana..
yaşadıkların X 2 =ben :)
bazen başka odaya gidip şarkı bile söylüyorum yüksek sesle..dışarıdan bakan biri kafayı üşüttü en sonunda bile diyebilir:))
ama ne yapalım:)
erkek velet büyütmek zor iş..
artık 3.sayfa haberlerine eski gözle bakmıyorum:)..insanın gözü dönebiliyor malesef..
sanırım işin sırrı bolca sabır..
ama cidden işimiz zoooor:))

Aslı Cin dedi ki...

Pinooo, bu konuda sana ve Burcu'ya hayranım zatn, iki tane erkek çocuk yetiştirmek ? Hem de yaratıcı işler yaparken.

Evet şarkı söylemek yada dinlemek iyi çözüm :)

Cocukla Cocuk dedi ki...

Çocuk yetiştirmek sabır işi. Bazen kendimize bile katlanamıyoruz değil mi? Onlar hep oyun istiyor ve hayatı oyunla öğrenme çabasındalar. Sesimi yükseltip ben de kötek gelecek şimdi diyorum kızdığımda ama yapamam ki. Aynen anlattığın gibi kıymak mümkün değil onlara. Ve biz Türkiye içinde şehir değiştirdik, kızım çok etkilendi. sizin ki daha da zor bir durum sevgili Aslı

ozlm dedi ki...

Allahım yalnız değilmişim.
Bende sorun var, bir doktora görünmeyelim diyordum tam, son zamanlarda.
2 yaş bitti ama hala sendromlu, bir erkek çocuk büyütmek zor iş, ama yaşamayan bilmiyor.
"aa sinirlenme, çocuk o daha, yapar yapar" diyen bol olunca birde etrafta.
zaten bitmişsiniz, bir de bu laflar çıldırtıyor insanı.
kötü bir annemiyim ki ben, diye yiyip duruyorum kendimi sonra :(
bana sizin gibi arkadaşlar lazım.
teşekkür ederim, iyi geldi bu yazı.

Aslı Cin dedi ki...

Çocukla çocuk, tatil için gelince daha iyi anladım oraya nasıl da alışamadığını, çok zor çoook !

Ozlm, herkes aynı sabıra, görüşe ve eğitime sahip değil, kulak asma herkese. Elimizden geleni yapıyoruz, önemli olan da bu.