Ekim 10, 2008

Bir problem var...

Normalde ev alışverişini ben yaparım. Normali budur veya değildir, orasını bilmiyorum ama zamanında tüm ödemeleri, arabanın bakımını ve bilimum ailevi işi de ben yapardım da başka ülkedeyiz diye yırtıyorum şimdi.

Konu ne normal ne anormale gelirse uzar gider, misal bir kısım arkadaşıma normal gelmeyen hayatımız, şimdi size bahsetsem son derece normal hatta sıradan, çok zorlarsak sıkıcı gelebilir.

O konuyu binealeyh yazacağımı not ederek asıl konumuza dönüyorum.

Artık oğluş büyüdü ya, arada bir baba oğul çıkmaya başladılar. Eğer benim de evde işim varsa, veya kafamı dinlemek istiyorsam işime geliyor bu. Hatta alışveriş merkezlerine yakınlarsa alınacak eksik şeylerin listesini veriyorum, alıyorlar.

Sorun da bu işte.

Aslında ben bile bile lades demesem ortada sorun falan da kalmayacak ama her defasında aynı hataya düşüyorum.

Sorun şu: Eşim vur dedimi öldürüyor.

Misal eve gelirken süt alır mısın diye soruyorum, bakıyorum bir kaç litre almış. Bir kutu meyve suyu al desem, piyasadaki her çeşidi topluyor. Dün gelirken karpuz ve Muz alır mısın çıkıp alamadım, oğluşun canı çekmiş dedim, manavdaki tüm meyveleri, hatta kendisinin ve oğluşun yemediklerini bile alıp gelmiş. Haydi bunları es geçelim, insan 5 parçalık listeyi alarak 3 koca torba ile nasıl geri dönebilir. Haydi onu de gaçtim ve her nevi abur cubur dolan evi sineye çektim.

Ya her çıktığında oyuncakla dönmesine ne demeli?

Buraya taşınalı 5 ay bile olmadı ama sanki 5 yıldır buradaymışız gibi oyuncağı var çocuğun.

İndigo çocuklarmış, kristal çocuklarmış, haydi oradan.

Doyumsuz çocuklar bunlar.

Muz istediğinde her nevi meyve önüne yığılan, çizgi film istediğinde kanallardan kanal beğenemeyen, bilgisayar oyunları içinde kaybolan, şimdiden kütüphanesi olan, ve odalarında oyuncakların arasında kaybolan çocuklar.

Ben elimden geleni yaptım, içim rahat mı, hayır, yenildim, ne yazık ki oğluş büyüdükçe, hele bir de taşındıktan sonra arkadaşlarından ayrı kalınca, bir apartman çocuğu olarak günümüzün hızlı tüketiminin girdabı içine sürükleniyor. Katkılarından dolayı eşime madalya vereceğim ama bekliyorum oğluş bluğ çağına girsin de bizzat onun elinden alsın bunu başağrısı olarak...

7 yorum:

Tanya's dedi ki...

Aslıcım,

Sen en azından farkındasın durumun..olmayan ne yapsın..cocuk yetiştirmek o kadar zorki..ben yine atıp tumim..sevgili artık istersen cok büyük konuşma bak deniyoruz diyor..

Öpüyorum cok.

ece arar dedi ki...

ben de "anne bana şunu alır mısın?"dan gerçekten bıktım artık:) hiçbir şey yetmiyor maalesef.

edge dedi ki...

eşin seni seviyorda ondan aslı hanım

Elçince dedi ki...

Benimkide aynı şeker,birşey sipariş vermeye korkar oldum..elimden geldiğince ben alıyorum yoksa yandığımızın resmidir yanii..çocuk yetiştirmek hemde babalarıyla beraber çok zor:)))

EBRU ve RİMA dedi ki...

Ne güzel yazmışsınız...şimdiden kütüphaneleri olan oyuncaklar arasında kaybolan çocuklar.Çok yanlış olduğunu geçen günlerde farkettim sanki bilmiyormuş gibi.Oyun evine gittiğimizde kızım oyuncaklara burun kıvırdı.Neden?Neredeyse hepsinin aynısının tıpkısı bizim evde varda ondan.Utandım...Doyumsuz çocuklar yetiştiriyoruz bu şekilde.Sözüm meclisden dışarı.Ama o gün bu gündür çok çok dikkat ediyorum bu konuya.Henüz 22 aylık olduğu için bundan sonrasını kurtarırım belki geç kalmamışımdır belki...Eşinize gelince erkekler neyi kararında yapabiliyorlarki acaba?Üçü beş yapmalarına şaşmamak lazım.

Gonca dedi ki...

Aynı şekilde davranan bir babanın elinde büyüdüm:)hiç bir şekilde kontrolü yoktur.daima bol kepçe şeklinde annemi çıldırtır.her istediğimizi alırdı hatta istemediklerimizi bile.böyle büyüdüm ve hala normalim.oğlun için endişe etme bence:)sevgiler..

Aslı Cin dedi ki...

Tanya, gerçekten de zor iş, ben bazen büyük konuşuyordum ama hayat iki tokat atıyor insana :)))

Ece, en fenası "yok" un kabul edilmemesi.

Edge, farklı bir yorum oldu bu :)))

Elçin, iki çocuk misali .)))

Ebru ve Rima, eğer eşin çocuk yetiştirmede seninle hemfikirse sorun yok ama anne baba farklı düşününce çocuk da bunu çok güzel kullanıyor.

Gonca, :))) Umarım öyle olur...