Haziran 25, 2009

Korku

Eskiden her şey çok güzel gittiğinde, içimi bir korku kaplardı. "Her şey o kadar mükemmel ki, ya bir şey olursa" diye. Sonra zamanla bu korku yok oldu. Belki de hayatta her şeyin olabileceğini, mutlu günler kadar sıkıntıların da gelebileceğini, sonra tekrar mutlu olunabileceğini öğrendim.

Şimdilerde başka bir korku var içimde.

Özellikle de sevdiğim insanları ziyaret ettikçe, eskiden gelmiş olduğum evlerin değişik suratları, yaşlanan suratların değişmeyen ifadeleri içinde karışan kafamın yarattığı bir korku bu.

Rahmetli babanne yarısının evinde tüm aile toplanırken, bir anda hastalanması, onun hastalığı ile bakımsızlaşan ve zaman içinde onunla birlikte eriyip giden ev de, onun ölümü ile ölmemiş miydi?

Şimdi halamın evinde babamla babaannemle geçireceğimiz, güleceğimiz, geçmişi anacağımız kaç günümüz daha olur diye düşünüyorum. Bu beni korkutuyor. Hem de çok.

Kaybetme korkusu.

Sevdiklerimi, alıştığım sevgiyi ve güveni, bu hanelerde kaç yaşına gelirsem geleyim evin küçük kızı olarak görülmemi...

Hiç birini kaybetmek istemiyorum.

Şimdi babaannemin yumuşak yanaklarından öpmeli, babam geldiğinde ona sıkıca sarılmalı, halamla o birlikte çok sevdiğimiz alışveriş merkezlerine alışveriş ve kahve kaçamaklarına kaçmalı.

Zaten hayatı yaşanı kılan da bizi mutlu eden anlar değil mi? Bir gün kaybedeceğimizi bile bile...

giriş-kısa roman- 2007

2 yorum:

Çocuk gibi dedi ki...

Arkada yaşanmış, güzel anılar olunca kayıplar bana daha hafif geliyor Aslı....

Çünkü yaşadıklarımız hep yanımızda ve aklımızda oluyor, bu da yabana atılmayacak, güzel bir kazanım değil mi ????

Kayıpları yok edemem ama kazanımları ve güzel anıları arttırabilirim :)

denizanasi dedi ki...

o korku hepmizde var. yaşlandıkça feci bir hal alıyor. aklıma getirdikçe de ben sebep olacakmışım gibi de korku duyuyorum. tuhafız..