Eylül 24, 2009

Can Dündar’ın fırtınalar koparan belgesellerinden değil, fırtınalar koparan fotoğrafından açıldı konu.

Fotoğrafa bakarsak, liseli aşıklar gibi uzaktan uzağa hoş bir öpücük.

Ama kahramanlardan birine bakarsak, Can Dündar.

Haber olan haberci.

Bir erkek.

Erkeğin elinin kiri diye düşünenlerdenseniz anlayışla karşılayabilirsiniz belki.

18 yıllık evli.

Eşi belki bunu geçici bir heves olarak görebilir, antropoza girdi geçecek diyebilir, veya sineye çekebilir, Ya da bir kalemde silip atabilir.Bu onun bilebileceği bir şey.

Bir çocuk babası.

Hmmm. Şimdi durun orada…

Ne yazık ki erkeklerin eşlerinden boşandıkları anda çocuklarını da boşadığı bir dünyada yaşıyoruz. Her ne kadar ben öyle bir baba değilim diyenler çıkacak olursa da çocukları her daim yanlarında değilse, babalık biraz da şam babalığından öteye geçemiyor.

Ama anne babası bir ayrılıp bir barışan arkadaşım da bana , keşke ayrılsalar da evde huzur olsa demişti bir gün, hiç kulağımdan gitmedi o söz.

Huzursuz bir evde büyüyen çocukta oluşan yaraları, boşanmış ailelerin çocuklarında oluşabilecek yaraları, anne yada babası bir aldatma hikayesine kahraman olmuşsa bunu bilen çocuklarda oluşabilecek yaraları tedavi edebilmek kolay olmasa gerek.

Şimdi evlilik moda gibi. Herkes evleniyor, canı sıkılırsa boşanıyor. Sadece geçtiğimiz bir iki ay içinde kulağıma çevremden bir kaç kişiden boşanma haberi geldi. Hepsini de kocası aldattı. Tek celsede boşandılar. Biri bir iş arkadaşımın kardeşi. Gazeteler de yazdı çizdi hatta, en yakın arkadaşı ile aldatıldı diye. Biri eskilerden bir arkadaş, kendini evliliğine adamış biriydi. Bir diğeri siyasi bir ismin siyasetle ilgilenen oğlu. Bir aktristle aldattı eşini. Yakında onlar da düşer gazetelere.

Evlilikler sadece erkeklerin aldatma haberleri ile bitiyor demiyorum. Belki tesadüf tüm bunlar.

Belki de kadınların artık aldatmaları sineye çekmediklerinin bir kanıtı.

Evlilik kolay bir şey değil. Sonsuza dek sadakat sözü vermek, o insanı her haliyle kabullenebilmek, o insandan bir çocuk yaparak o çocuğun sonuna kadar sorumluluğunu alabilmek çocuk oyuncağı olmasa gerek.

O sebeple çocuk yapmadan önce bir kez değil, bin kez düşünmek gerek.

Öte yandan bir çocuk varsa kör topal yürüyen bir ilişkiyi iteleyerek ilerletmeye çalışmak da doğru olmasa gerek.

Bu sebeple köşe yazarlarının günlerdir Can Dündar hakkında yazdıklarına gülüp geçiyorum. Kimi eline koz geçmiş yerden yere vuruyor, kimi kendine güvenemiyor olacak ki, aşk bu, bizim de başımıza gelebilir, insanlık hali gibi bahanelerle onu savunuyor.

Biz unutabiliriz Can Dündar’ın kaçamağını.

Karısı gün gelir unutur belki.

Ama çocuklar,

Unutmaz…

4 yorum:

berfin dedi ki...

evet çocuklar unutmaz..
ama dediğin gibi sadece çocuklar için yürütülen bir evlilik beladan başka birşey değil..benimde annem babamın her hatasını bizler için sineye çekmiş bir kadın..ama keşke çekmeseydin dediğimiz onlarcadır..hala aynı evin içinde iki yabancı gibiler..ve inan bu bizler için korkunçç.ama en çok annem için..
bu yaştan sonra ne gidebiliyor ne kalabiliyor..çok zor..
ama dediğin gibi en zoru bizler için..

asliberry dedi ki...

Aslı şimdi senden öğrendim ayol. Ben internet üzerinden bile gazete okumuyorum artık. Sadece özgür kalemler olan bloglara bakıyorum. Vay be adamdaki güce bak henüz Google görsellere düşmemiş, sadece gazete içlerinden görülebiliyor. Bu Ali Kırca şokundan sonra pek hafif. Sadece bir öpücük:) Üzerinde konuşmaya bile değmez:) Çok hafifsiyorum ben bu aldatma hikayelerini. Hepimizin başına gelebilir. Çocuklar da unutur, unutmaz'sa da hikayeye dönüşür. Boşver senin de dediğin gibi bir ömür boyu tek bir insanla olma yemini çok büyük bir yemin. Her an bozulabilecek bir yemin:)

Elçince dedi ki...

Aldatmanın dişiside erkeğide kötü,dediğin gibi en çokta çocuklar açısından..ne diyeyim allah herkeze vicdan versin.

tuku dedi ki...

Birşeyin altını bukadar çizersen olacağı bu demişti ayşe gecen yazısında, belki öyle.

Belkide adamın bukadar rahat oluşu kafaya takmayışı bazı şeyleri gözünden çıkardığı için olabilir.

Olayın hiç aşk heyecan kaçamak vs boyutuna bakamıyorum nedense, neresinden bakarsak bakalım kötü geliyor,
* okur olarak yıllarca kandırılmış olmak mı.
* kadın olarak ,eşinin yerine kendini koymak mı,
bilemedim.
Karşı tarafı bilerek incitmek kadar kötü birşey yok hayatta heleki sadakatsizlik başlı başına enbüyükkötülük.