Şubat 03, 2010

Aşk...

Hayatta iki "şey" önceliklerimizi değiştiriyor... diyecektim ki, aslında o ikincisinin de birincisinden bir farkı olmadığını hatırladım.

Annelik de bir aşk değil mi?

Belki de bu sebeple o da aptal aşık gibi dolaştığımız günlerdeki gibi serseme çeviriyor bizi. Önceliklerimizi, bizim için değerli olan şeyleri, gelecek planlarımızı bir anda değiştiriyor.

10 senelik evlilikten sonra dışarıda bir yerlerde buluştuğumuzda hala pırpır atmıyor yüreğim belki ama 5. senemizde bile yurtdışına bir kaç günlük bir iş gezisine giderken gizlice eşimin gömleklerinden birini alır, özlediğimde kokusunu duymak isterdim. Aşkın evliliği öldürdüğü yalan yani.

Ama şu var ki 5. sene hayatıma başka biri girdi. Yani bir başkasına aşık oldum. Bu sefer iş gezilerinde valizimde onun fotoğrafları, kokusunun sindiği minicik atletlerinden biri vardı.

Ve benim hayata dair tüm planlarım değişti.

Bu aşk beni kimi zaman sevdiğim etkinliklerden, gitmek istediğim defilelerden ve fuarlardan, iş hayatımda yapmak istediklerimden, kimi seyahatlerden, ve hatta kimi hayallerden alıkoyduysa da buna değer olup olmadığını düşünmüyorsun bile.

Çünkü koşulsuz bu. Adı üstünde aşk.

Bugünlerde uzak kaldığım ofis hayatına dönmeyi planlarken, o zaman onun şimdiki gibi el bebek gül bebek büyüyemeyeceğini biliyorum. Çalışırken ben de derdim bilmiş bilmiş, çocuk da yaparım, kariyer de diye. Külliyen yalan efendim. O gazetelerde okuduğunuz çocuğumu da büyütüyorum bilmemenereyi de işletiyorum hikayeleri. İçten içe hepimiz itiraf edemesek de biliriz ki çalışan annenin çocuğu çalışmayan annenin çocuğuyla aynı şartlarda büyüyemez. Belki artıları da vardır ama eksileri çoktur.

Buna rağmen onu bırakacak yerim olmadığında, yada hava buz gibi diyerek onu bırakacağım yere götürmediğimde ,bazı şeylerden feragat etmek beni üzmüyor. Tam tersine bu "bir şeylerden vazgeçmek" eğer vazgeçemeyeceğim yada mecbur kalacağım şeyler olacaksa bir gün, bunların karşısında suçluluk duymamı engelliyor.

Bugün vazgeçtiklerim listesine bir çentik daha atacağım.

Ama günün sonunda vazgeçtiklerim listesinin karşısında sadece bir tanecik satır bile olsa, bir ıslak öpücük, bir sıcacık sarılma, bir koku, hiç bir şeyin önemi kalmıyor. Kariyer, günübirlik heyecanlar, defileler, partiler, kahkahalar. Her şey gelip geçici.

Oysa bu her dakikasını kaçırmak istemediğim aşk kalıcı...

www.aslicin.blogspot.com

9 yorum:

emel dedi ki...

galiba ben bu gidişle Aslı'nın yazılarının hayranı olacağım, öyle içten, öyle güzel... hele de konu annelik gibi kutsal olunca, iyice döktürmüşsünüz:)

Aslı Cin dedi ki...

Emel teşekkür ederim, iltifat ediyorsun :)

hastane dedi ki...

aşk dünyası çok güzeldir.

Sudiş dedi ki...

Asıl aşk işte onlar, çalışıyorum ama şu an gerçekten O'nun için çalışıyorum, ihtiyacımız olduğu için çalışıyorum, yoksa bunca okulu, kariyeri anında siler, arkama bile bakmazdım, bunu tüm kalbimle söylüyorum.
Ama en güzeli ne Aslı? Aşk çocuğu olmaları bence çok daha güzel...
Keyifle, sevgiyle...

Aslı Cin dedi ki...

:) Kesinlikle...

Fery... dedi ki...

dün gece yeğenim benimle uyudu, sabah uyandığımda işe gitmemek için öylesine direndim ki onun yanından o çocuk kokusu ve masumiyetinden sen kalk işe git olacak iş değil... ama gittim...

anne olmak mı, düşünemiyorum bile...

burcu dedi ki...

ne güzel anlattın aslıcığım :) ne kadar büyük bir aşk ki bu onun için vaz geçmişsin yapmak istediklerinden... hep büyük bir aşkla sev onu :))
sevgiler...

Üreten Adam dedi ki...

Bir kez daha annelerin o kadar zorluğa nasıl dayandıklarını hissettim derinlerde bir yerde. Aslında kadınlar sevmek istiyor ve bazen dudakların kıvrılıp küçücük gülümsemesi bile onları delice mutlu ediyor; eksik yahut yanlış düşünüyorsam lütfen aydınlatın beni.

Muhabbetle...

ganfi dedi ki...

aslıcım bende sudiş gibi oğlum için çalışıyorum dövlet memuruyum ya istifa edemiyorum ama ah keşke hep evde olsam oğlum evde kalmak istediğinde hep yanında olabilsem ona çeşit çeşit yemekler yapabilsem hayalim var tabiki. gerçi arada iş yerinden izin alıp onunla felekten bir gün çalmak; sinemaya, hamburgerciye ,jetonlu oyun salonlarına gitmek beni gençlik aşkımla el ele parklarda pastanelerde buluşmaktan daha çok heyacanlandırıp mutlu ediyor evet bunun adı gerçek aşk olmalı..süper yazmışsın:)