Aralık 05, 2010

Ballı kaymaklı pazartesi sendromu...

O kadar sinirliyim ki.

Hem de eften püften şeylere.

Yok aslında sebepleri bile onlar değil, bambaşka şeylerin birikmesi bu.

Birikiyor birikiyor birikiyor bir yerden sonra ben deli bir kadın olup çıkıyorum.

Kaşıklanan Nutella bile bir işe yaramıyor, anlayın artık.

Halbuki çoook uzun zamandır bir şeye sinirlenmiyordum.

Umursamıyordum, tam anlamıyla takmıyordum.

Ancak birisini anmak, bir başkası için üzülmek, birilerine sinirlenmek birikebiliyor.

Ama aslına bakarsanız sorumluyu da biliyorum.

İş hayatı!

Ne zaman ona ara versem sakin ve dingin hissediyorum kendimi.

Ne onunla oluyor ne onsuz.

Ofise gittiğimde her şey yolunda, işler bir şekilde ilerliyor, hayat akıp gidiyor.

Annemin desteğiyle ev hanımı ben ve anne ben de bir şekilde idare ediyor.

Ancak hani " ben "?

Yani iş kadını, ev hanımı ve anne ben o kadar zamanımı alıyor ki asıl bana zaman kalmıyor.

Keşke her şey Nil'in şarkısındaki gibi olsa, çocuk da olsa kariyer de.

Ama olmuyor.

Oluyor diyenler iyi palavra sıkıyor. İlla ki birinden biri eksik kalıyor.

İş hayatında yükseldikçe belki konforun, maaşın veya çalışma saatlerindeki esneklik artıyor ama beni deli eden bir matematik problemi gibi, oğluşun yaşı, benden beklentileri ve hatta benim ondan beklentilerim zamanla artıyor.

Velhasıl bu haftasonu olduğu gibi baş ağrılarımd da artış olabiliyor.

Anlayacağınız yarın hiç dinlenmemiş, tüm haftasonu başı ağrımış, kaşlarını çatmış biri olarak gideceğim ofise.

Ballı kaymaklı pazartesi sendromu...

4 yorum:

anaeraida♥♥ dedi ki...

offf hayat bazen hakikaten sıkıcı olabiliyor :(

Seden dedi ki...

salı sendromu da resmileşsin!!!

Aslı Cin dedi ki...

Gerçekten de !

Seden, ya çarşamba !?

Seden dedi ki...

perşembe'yi bile resmileştirdim bu hafta :(