Mart 23, 2010

Açılım mı? Saçılım mı?

Başbakanın "Demokratik açılım" için sanatçılarla yaptığı kahvaltılar çok yazılıp çizildi. Çoğunluk katıldı, katılmayanların kimileri mazeret bildirdi, kimileri bildirmeye bile gerek duymadı. Katılanlar kimileri tarafından hainlikle suçlandı, kiminin ise amacı sadece bir fırsatını bulup sanatçıların dertlerini konuşabilmekti.

4 yapraklı yonca, Zuhal Olcay ve Müjde Ar dışında bir diğer katılmayan isim, 50. sanat yılını geride bırakan Müjdat Gezen. Kendisine ilk kahvaltıdan sonra fikrini soranlara"Katılan arkadaşlardan duydum, açık büfe zenginmiş, çaylar tazeymiş, peynirler çeşitliymiş" gibi yorumlarla inceden inceye dalgasını geçti.

Anlayacağınız herkes birbirinden farklı düşünüyor. Ben ise bu toplantıları bizi çocukken toplayıp karşısına oturtan, o anlatmak istediklerini anlatırken, bizler aklımız başka yerlerde, orada olmak zorunda kalmanın sıkıntısı içimizde, ama bir yandan da ilgiyle dinlemeye çalışıp yada öyle görünmeye çalışıp, kendimizi göstermeye çalıştığımız zamanlara benzetiyorum.

O toplanmaların ardından herkes bir yere dağılır, ve hiç bir şey değişmezdi.

Çünkü o konuşmaların yapılacağı insanlar biz değildik.

Bakalım bir sonraki kahvaltılar kimlerle yapılacak, kimlerin işine yarayacak, kim bu konuşmaların sonucunu bağlayacak insanlar olacak...

Ya da ne işe yarayacak?

4 yorum:

Seden dedi ki...

biz tüm toplumu kucaklıyoruz oyununun sergilenişi işte...
baldan tatmak isteyenlerin koşturması

Aslı Cin dedi ki...

Seden, evet, bu çok sevilen bir oyun :)

lezzetlisomunlar dedi ki...

Aslıcığım,ben 45 yaşındayım,bizim çocukluğumuzda toplumda x-y-z azınlıklarının lafı bile edilmezdi,biz bir bütündük.Ama öyle bir oyun oynanıyor ki sanki öyle olmadığını biz dayatıyormuşuz gibi bir durum yaratılıyor adeta.Açılımmış..Kapalı olan neydi de açıyoruz?Açınca ne değişecek?Bir anlasak..Değil mi?Sevgiler..

Aslı Cin dedi ki...

Yok anlayamıyorum. Başka bir dilde sergilenen bir oyunu izler gibiyim. Anlamadığım bir diğer şey ise oyunu izleyip anlayamayan ama buna rağmen alkış tutan bir güruhun varlığı. Hani hayatında ilk kez klasik müzik konseri izleyen bir adamın her este bittiğini zannedip alkışlaması gibi...