Kayıtlar

Değer sizsiniz !

Rekor cezaymış. Aman efendim hiç görülmemiş şeymiş. Eeee? Biz Türklerin canı öyle değersiz öyle kıymetsizdir ki, bir yada bir kaç cana 33 yılı çok görürüz.- Bu arada bu aşağıda bahsedeceğim malum indirimle zaten 3 te 1 ine iner- Normalde alkollü yada ehliyetsiz direksiyon başına geçenler bile frene dokunmadan bilerek yapmışcasına sokak arasında, en sağ şeritte veya kırmızı ışıkta, nerede olursa olsun bir diğerine çarpar, bir kaç ayda çıkar. Bize kalırsa bu son derece normaldir. Aslında 3 yıl alır cezayı ama her 3. sayfa haberinde Özal'ı rahmetle !!! anmama sebep olacak çıkardığı ceza indirimi ile neredeyse 3 ay yatar çıkarlar. Annem her okuduğunda bu haberleri söylenir... Birini öldürmek istiyorsan arabayla çarp, cezası bile yok, inanılır gibi değil. Bugünki gazeteleri açın bir cinayet daha, alkollü türkücücüğün alkollü şoförü frene bile basmadan taksiye arkadan çarpmış. Pardon çarpmış hafif kalır, tam tabiri: Geçirmiş İçindeki karı koca ölmüş. Bu kadar ! Net. Basit. Sonuç bu kadar...

Evde geçen zaman...

Resim
Sözde Sömestr tatili. Oyuncak müzesi, Dev akvaryum ve MiniaTürk gibi planlar suya düştüğü gibi, evden bile burnumuzu çıkaramıyoruz. Salı günü sinemaya gidebildik sadece. "Kurbağa ve Prenses" müzikal bir animasyon. Oldukça keyifli. Ama bizimkinden biraz daha ufaklar için uygun değil, içinde onları ürkütecek sahneler de var. Salonu popcorna boğduğumuz için kimse bizi tersleyemedi çünkü sadece bizim grup 5-6 yaşlarında 4 çocuktan oluşuyordu. Gelen diğer izleyicilerinde bu yaş civarı arkadaşlardan oluştuğu düşünülürse savaş alanı gibi olması kaçınılmazdı. Diğer çocuklar arada koştururken bizimkinin oturup, babalarıymış gibi, hadi gelin, film başlayacak, kaçıracaksınız der gibi endişelenmesi de başka bir hikaye. Sonra bir şeyler yiyerek, oyuncak bölümünde enerjilerini harcadılar. Bir açıdan evde oluşumuz iyi. Kerem'in kronikleşen geniz akıntısı ve bronşlarının doluluğu haftalardır geçmeyince antibiyotiğe başladık. 1 yılı aşkındır kullanmamış olmakla övünüyordum. Ateşi çıkmadığ...

Beni bu havalar mahvetti...

Resim
Sevmiyoruuum ! Bunu bir kaç kere daha dile getirdiğimi biliyorum ama bu benim gibi kışı sevmeyen biri için nasıl işklenceli bir hafta oldu bilemezsiniz. Kış benim için ancak şu kadar çekilebilir: Ben evde olayım. Sıcacık evde camın önüne pijamalarla kıvrılıp sıcak bir şeyler içerken kitabımı okuyayım, arada yağan karı seyredeyim, oğluş çok isterse çıkıp 5 dakika kar topu oynayalım. Sonra hooop ertesi gün hava 15- 20 derecelere çıksın, güneş parlasın, içimiz ısınsın. İşte bu kadar. Sonra kış bitsin... Benim için güneşsiz bir hava ışıksız ve nefessiz bir gün demek. Gri puslu ve sevimsiz. Hele üşümeye hiç tahammülüm yok, baharda bile birazcık serinlediğinde en mutlu olduğum anlar güneşin altında ısınmış arabanın içine girmek. Güneşten yanmış direksiyonu tutup ellerimi ısıtmak. Ohhh, kemiklerim ısınıyor. Bir kedi gibi güneşin altında bir o yana bir bu yana kıvrılarak hamakta uyumak da cennetin yeryüzüne inmiş halidir benim için. Şimdi anladınız mı çektiğim işkenceyi ? Karı görmek bile ürpe...

Teşekkürler Banu !

Resim
Banu ile önce bloglar vasıtasıyla tanıştık. Sonra Akıllıbebek için yazmamı istediğinde yüzyüze tanışma şansı da yakaladık. Sonra fırsat oldukça görüştük, telefonlaştık, mailleştik. Onların sıkı çalışmaları ile Akıllıbebek büyüdükçe, ben de oradan buraya savruldukça fazla zaman ayıramasak da, benim belki yoktu ama onun harika bir bahanesi vardı. Çocuklar için kitap satışı yaptıkları COGİTOY. Dün kargo bize gördüğünüz kitabı getirdi oradan. Banu herşeyin nedenini ve nasıl olduğunu soran bizim ufaklık için harika bir hediye seçmiş. Kocaman cildiyle ve içindeki bilgilerle beni çok şaşırttı bu kitap. Sadece şimdi değil, tüm ilkokul hayatı boyunca da açıp bakabileceği 1000 sorunun 1000 cevabı var. İtiraf edeyim, ben başladım öncelikle okumaya. Bilmediğim ne çok şey varmış meğer. Her şey basit bir dille anlatıldığı için akılda da kalıcı. Şimdi oğluş için karne hediyesi kitaplarını seçmeyi düşünüyorum oradan. Belki benim de hoşuma gidecek başka kitaplar da bulabilirim :) Dip sos: Kerem kitap k...

Karne hediyesi kitap mı olurmuş canım ?

Resim
Dün karnesini - gelişim raporu diyorlar- aldık. Bunun yanısıra, ayrıca raporlar, sertifikalar ve yıl içinde yaptıkları çalışmalardan fotoğrafları içeren cd leri de var. Ben de o kadar sertifika yok, bu şu velede ! Şimdikiler çok şanslı. Sana karne hediyesi alacağım, dedim. Akıllı, uslu ve başarılı olduğun için. Ne alacaksın? Hmmm, bir kitap ve bir de pilli diş fırçası. Dişini iyi fırçalamıyorsun gibi geldi bana!? Neden oyuncak değiiil ?!? Çünkü akşamları okuyacağımız yeni kitaplar gerekiyor.Ayrıca odana oyuncaklar sığmıyor. Burada bir parantez açalım, aslında sığar, ama küçük bey eski oyuncaklarını dağıtmaya kıyamadığı için yenilerine ve yaşına uygun olanlara yer açılamıyor. Bir de tabii Hot Wheels çılgınlığımız da vardı ki, onları şu kutuya bile sığdıramadım. Neyse ki kutu oyuncaklarını keşfetti. Bunlar biraz şansa dayalı olsa da, en azından oynaması daha zevkli, ve bireysel de değil. Ama benim hiç de iyi değil oyuncaklarım. Öyle mi? O zaman onları bir torbaya doldurup kapının önüne k...

Taşınacak olanlara tavsiyeler

Resim
Torba taşımayı oldum olası sevmem. Kesekağıdında taşımak ne yazık ki zor, filmlerde de eninde sonunda düşüp içindekiler dökülür zaten. File desen iyi hoş da ben ne aldığımın görünmesinden de hoşlanmam. Bu sebeple bu torbalar tam bana göre. İlk önce Watson'dan almıştım ama boyutu pek ufak geldi. Sonra Carrefour'dan aldım, hatta gittiğim ülkelerden de farklı tasarımlarını toplamıştım ama onlar da çok büyüktü. Bunu sevdim. Şimdi market alışverişlerine giderken katlayıp çantama koyuyorum. Bu arada Taç'da artan kumaşlardan büyük bez torbalar yapıyor ki bu da çevre için hoş bir çalışma. Yalnız saplarını biraz daha uzun yaparlarsa kullanımları daha kolay olur. Evet nihayet yerleştik. Bir kaç avize ve takılacak bir kaç raf kaldı sadece. Raf takmaya çalışırken delemediğimiz ve mahvettiğimiz duvarı şimdilik tablo ile kamufle ettim, en kısa zamanda boya alıp rotuşlamalı o da ayrı tabii. Yeni taşınmış biri olarak taşınacaklara tavsiyeler vermeyi borç bilirim efenim... Öncelikle eğer bu...

Pino'ya gecikmiş teşekkür

Resim
Kardeşimin kedilere düşkünlüğünden bahsettikten sonra sevgili Pino, onun için bir tablo yapmak istediğini söyledi. Bir süre sonra da yukarıda gördüğünüz şahane, ama bizim için anlamı güzelliğinin de ötesinde olan kedileri geldi. Uzun zamandır fotoğrafını koymayı planlıyordum ama Anıl için hazırlandığından anneme vermiştim, açıkçası Kerem odasına, ben de gördüğüm an bayıldığım onu bize hatırlatacak bu renkli kedileri bilgisayarda çok zaman geçirdiğim odaya yada mutfağa sevdiğim bir diğer tablonun yanına asmayı düşünüyordum, ama annem için ne kadar önemli olduğunu bildiğimden oğluş da ben de feragat etmek zorunda kaldık. Şimdi Anıl'ın odasında duruyor çünkü annem bazen onun ruhunun oraya geldiğine inanıyor. Bir haftasonu Ankara'ya gitmek istememin en büyük sebeplerinden biri olan Pino'ya sevgilerimi ve tekrar tekrar teşekkürlerimi göndermek istiyorum. Koca bir XOXO... www.aslicin.blogspot.com